ÖLÜMÜNÜN 82.YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

ÖLÜMÜNÜN 82.YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bugün aramızdan ayrılışının 82. yıldönümü.

Ölümünün ardından 82 yıl geçmesine karşın, unutulmayan,  geride bıraktığı eserleriyle kurduğu ülkeyi çağdaş bir yaşama, dünya ile uyumlu bir hale getiren devrimci liderler azdır.

Bugün ulusça Atamızı bir kez daha saygı e özlemle anıyoruz.

Atatürk, Türk ulusunu esaretten kurtarırken, yeni kuracağı devletin tam “bağımsız” ve “özgür” bir devlet olması için Kurtuluş Savaşı’nı başlattı.

Emperyalizme karşı verilen bağımsız savaşı kazanılarak, tüm esaret altındaki ulusların bağımsızlık ve özgürlük umudu doğdu.

29 Ekim 1923 tarihinde devletin yönetim şeklinin Cumhuriyet olarak ilanından sonra başlatılan yenilikler ile 600 yıllık teokratik monarşi ve meşruti monarşi devlet olan Osmanlı Hanedanlığının devlet şekli değiştirilerek, halk kendi seçtiği kişilerle yönetilen laik demokratik cumhuriyet rejime kavuştu.

Yeni Türkiye devletinde hak kul değil, birey yapıldı.

Kadınlar kafes arkasından çıkarılarak toplumda erkeklerle eşit bireyler haline getirildi. Yaşamın her bir yerinde görevler aldı. Batılı ülkelerden önce seçme ve seçilme hakları tanındı.

Bilim, eğitimde, kültürde ve yaşantıda yol gösterici oldu.

Eğitim hurafelerden kurtarıldı. Medreseler, tekkeler, tarikat yuvaları kapatıldı, şeyhlik, dervişlik, müritlik, meczupluk kaldırıldı.

Atatürk yaptığı Kastamonu konuşmasında şunları söyledi:

“Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, çağdaşlık yoludur. Çağdaşlığın gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. Tarikat reisleri bu dediğim gerçeği bütün açıklığıyla anlayacak ve kendiliklerinden hemen tekkelerini kapatacak, müritlerinin artık erginliğe ulaştıklarını elbette kabul edeceklerdir.

”Bir başka konuşmasında ise, “Ben, manevi miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevî mirasçılarım olurlar”

İş başına gelmiş yöneticileri seslenerek şöyle der;

“Bir millette, özellikle bir milletin iş başında bulunan yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.”

Mustafa Kemal Atatürk, halkına çağdaşlığın kapılarını açtı. Kendini yönetecek yöneticileri seçme hakkını halka tanıdı, ekonomide, siyasette, eğitim ve kültürde, sanatta, sanayide çağdaş ülkelerin yolunu önerdi.

“Köylü milletin efendisidir” diyerek, üretenlerin efendi olmasını istedi.

Bugün gelinen noktada, O’nun ve arkadaşlarının bu ulusa kazandırdığı tüm değerler yerle bir, bir yok ediliyor.

Atatürk adı stantlardan, anıtlardan siliniyor, laik Cumhuriyetin ulusa kazandırdığı tüm eserler yerle bir ediliyor veya yerli, yabancılara yok pahasına satılıyor.

Laik cumhuriyetin yok edilmesi için yürütülen sinci bir çalışmayı yapanlara karşı birlikte mücadele etmek ve vatan borcudur.

Ölümünün 82. yıldönümünde, büyük kurtarıcı ve cumhuriyetimizin kurucusunu minnet ve özlemle anıyoruz.



Diğer Yazıları