TEMEL VARLIĞIMIZ : CUMHURİYET

Ürer Konak Profil Resmi
Ürer Konak

Cumhuriyet fikri Fransız devrimi (1789) ilk önce Avrupa’ya sonra tüm dünyaya yayılmıştır. Kaynağını aydınlanma dönemi filozoflarından alan bir yönetim biçimidir. Fransız ihtilali ile kudret ve gücünü ilahi kaynaktan aldığı savında olan “Monarşi” yönetimi yerini Cumhuriyet yönetimine bırakmıştır. Kul olan yurttaşlar, kulluktan kurtulup vatandaş, yurttaş olmuştur...

Atatürk’te egemenliğin ulus için bir hak olduğuna inanır dı. Bir söyleşisinde ulusal egemenliğin dayanılmaz bir güç olduğunu, onun karşısında taçların ve tahtların yanıp yok olacağını söylemiş, başka bir konuşmasında da egemenliği ulusun zor kullanarak aldığını belirtmişti.

Atatürk’ün benimsediği cumhuriyet biçimi “demokratik” niteliklidir, halka dayalıdır. Seçme ve seçilme hiçbir zorlamaya, baskıya uğratılmadan özgür bir ortamda gerçekleştirilir. Egemenlik, toplumun geleceğini belirleme gücü bir seçkinler grubunun eline ya da bir kişinin şahsına verilemez. Halk doğru dan doğruya egemenlik kavramını eline almıştır. Uygulanan sistem “temsili” sistemdir. Belirli bir süre; millet egemenlik gücünü kendi seçtiği vekillerinin eline verir. Böylece demokratiklik, özgürlükçülük yüceltilir. Bunların yanında çoğulculuk milletimizin benimsediği “Cumhuriyet” anlayışının ruhunu, temelini oluşturur. Halkı soyutlayan bir cumhuriyet olamaz; demokrasi ise asla olamaz. Cumhuriyet ile düşünceleri daha sistemli olarak Atatürk’ün kafasın da Samsun’a çıkışıyla belirginleş meye başlamıştır. Bu düşünceyi o “Milli Egemenlik” formülüyle dile getirmiştir. Amasya Genelgesinde, Erzurum ve Sivas kongreleri kararlarında yer almıştır. Atatürk, ulusal bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşabilme si için tek olumlu çözüm yolunu seçerek milletin istenç ve kararını, milletin egemenli ğini, milletin irade sini dikkate almış ve onu yeni kurulan devletin temel dayanağı yapmıştır. Biz de “ulusal egemenlik” kökünü ilahi iradede bulan ve milletin haklarını gasb eden Osmanlı Devleti’nin Sultan (Halife) sine karşı bir tepki olarak doğmuştur. Egemenliğin padişaha, bir kişiye değil, kayıtsız koşulsuz ve doğrudan doğruya Türk Milleti’ne ait olduğu düşüncesini devlet hayatımıza kazandıran Atatürk olmuştur.

Çünkü, ulusal egemenliğin doğal ve tam bir şekilde gerçekleşmesi ancak “Cumhuriyet” ile mümkün dür.

Cumhuriyet, devletimizin siyasi rejimi olarak önce 23 Ni san 1920 de kurul muştur. 29 Ekim 1923 de yalnızca devlet şekli olarak ilan edilmiştir.

Cumhuriyet, tarihi bir gelişimin, uğraşın sonucu oluş muştur.

Cumhuriyet, demokratik rejime yönelik, demokratik cumhuriyet olmuş; böylece diktatörlük ile yönetilen cumhuriyetlerden ayrılmıştır.

Batılı anlamda bir cumhuriyet olarak gelişmiştir. Irk, renk, dil, din ve cinsiyet farkı gözetmek sizin, tüm vatandaşların paylaşıp, yararlandıkları, yasalar önünde eşitliği ele alan bir yönetim biçimi olmuştur.

Cumhuriyetimiz, çok sayıda özgür olmayan uluslara da örnek olmuştur.

Cumhuriyetimiz barış ve güvenliğin gelişimine etkili olmuştur. “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” parolasıyla devletimizin ilkesi olmuş tur. Siyasi rejimi mizin niteliği durumuna gelmiştir.

Cumhuriyet, uygar lığın ve halkımızın büyük güçlüklerle ulaştığı ve bulduğu son çaredir. Bu nedenle Türkiye Cum huriyeti gerçeğini yok etmeye, değiş tirmeye, sulandır maya kimsenin gücü yetmeyecektir. Çünkü kendisine emanet edilen “Türk Gençliği” her gün bilinçlenmekte, güçlenmekte ve bu emaneti sonsuza dek sürdürecek, koruyacak, taşıyacak güçtedir.