BAYRAMIN SEVİNCİ

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Toplum olarak gerçekte yardımlaşmayı ve dayanışmayı severiz.  Yardıma muhtaçlara el uzatmayı, dertlilere derman olmayı bir yurttaşlık görevi olarak düşünürüz.  İslâm dini de yardımlaşmayı bir zorunluluk olarak görür, fitre ve zekât konusunu İslâm’ın bir koşulu olarak kabul eder. Komşun açsa sen tok yatamazsın sözü paylaşmanın en güzel yanını ifade eder. Ramazan ayında oruç tutulmasının temelinde yatan gerçek, aç insanların halini anlamak, açlığın ne kadar zor bir durum olduğunu kavratmak değil midir?

Son yıllarda kentsel yaşamda insanların yargıları, düşünceleri değişmeye başladı. Yaşam biçimimiz büyük değişikliğe uğradı.  Normal zamanda gerçekleşen bayramlar bir dinlence olarak düşünüldü ve sahil kentleri bayram için uygun görüldü. Kentlerde ekonomik durumu uygun aileler evlerini kapatıp bayram sevincinden uzak düştüler. Bayram gününde evlerine uğrayan çöpçüler ve davulcularla çocuklar, zilini çaldıkları kapılardan bayram bahşişi almadan eli boş döndüler. Hani bayramlarda çocuklar ve yardıma muhtaçlar sevindirilirdi? Bu özelliğimiz de unutuldu, unutulacak diğer güzel geleneklerimiz gibi…

Ramazan ayında ibadetin yapılmadığı camilerde günde beş kez bangır bangır ezan okunuyor, hem de ses yükselticilerin sesi sonuna kadar açılarak…  Ardından corona duası… Bunu anlamak mümkün değil.  Sonunda aklı başında bir AKP’li Bülent Arınç patladı. Kim bilir ne çok eleştiri almıştır. Adam haklı, camiler boş, insanlar evlerinde, bu neyin nesi?

 Bütün bu olumsuzluklara karşın acıma ve yardım etme duygusunu içinde hissedenler,  insandan hayvana dek bütün canlılara ellerinden geleni yapmaya çalışıyor. Yardıma muhtaç yoksul ve kimsesiz insanlara; başkalarına göstermeden yardım ellerini uzatıyor. Hiç düşündük mü, yoksul küçük çocuklara gereksinimi olan giysileri alıp onları sevindirmekten daha büyük bayram sevinci olabilir mi? Belki corona nedeniyle sokağa çıkılmayacak; ama yaşlılara, hastalara telefonla ulaşıp hatırlarını sormak çok mu zor?  Hele hele ağzı dili olmayan kuşlara, sokak hayvanlarına (kedilere, köpeklere) bu sıcaklarda bir tas su, bir avuç mama vermek iyiliklerin en güzeli sayılmaz mı? İster dinsel açıdan ister erdem açısından alalım olayı birinde günah sevap diğerinde iyilik kötülük kavramlarıyla ifade etmez miyiz yaptıklarımızı?

 Bayramlar küslerin barıştığı, yoksulların sevindirildiği birlik ve dayanışma günleri değil midir? Bir birimizin kusurlarını görmediğimiz, küçük kırgınlıkları unuttuğumuz, geleceğe sevinç ve coşkuyla baktığımız günler olduğuna göre hepimize yurttaş olarak büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle bizi yönetenler oturup düşünmeli, takkelerini çıkarıp biz ne yapmalıyız diye kendilerini sorgulamalıdır.  

Siyasi iktidarın iki ortağı, hayali düşman yaratmaktan vazgeçip yaşanan başarı ve başarısızlıkların sorumluluğunu üstlenmelidir. Birileri bizi kıskanıyor deyip ekonomik çıkmazdan ezan dinmez, bayrak inmez hamasi nutuklarıyla çıkılamaz. Bu bayram gününde ve coronanın varlığını sürdürdüğü zor günlerde iktidarıyla muhalefetiyle birlik ve dayanışma içinde olmak zorundadır.  Zor günler ulusal dayanışmayla aşılır. Bayram da buna bir vesiledir. İktidar bunu beceremezse gelecekte yaşanacak kötü günlerin sorumluluğunu da üstlenmiş olur. Dileriz bu kötü günler yaşanmaz.  Ulus olarak sevgi, barış, dostluk ve kardeşliği paylaşmak umut ve dileğiyle herkesin bayramını kutluyorum.



Diğer Yazıları