Uğur Mumcu’yu anarken...

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Bugün büyük yazar ve araştırmacı gazeteciliğin duayeni Uğur Mumcu’nun ölüm yıldönümü.
Uğur Mumcu‘yu öğretmenliğimin ilk yıllarında Yeni Ortam Gazetesi’ndeki yazı larından sonra Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazılarıyla tanıdım. Cumhuriyetteki köşe yazarlığı sırasında Altan Öymen ile Adalet Partisi Genel Başkanı ve Başbakan rahmetli Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in yurt dışına mobilya diye sunta göndererek, devleti nasıl dolandırdığını araştıran dizi yazısı ile Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından biri oldu.

Mumcu yazarlığı, gazeteciliği sırasında bir Kuvva-yi Milliye eri gibi haksızlıkların, adaletsiz liklerin, hukuksuzlukların, yolsuzlukların üzeri ne gitti. Devlet, siyaset, mafya ve din sömürüsü dörtlüsünün, ülkeyi çöküşe götürdüğünü söyledi,
 Derin devlete dikkat çekti.
Derin devletin gençlerin birbirlerini öldür mesini, silah kaçakçılığını, faili meçhul cinayetleri, din adına yapılan yolsuzlukları, siyasal islamın devlet içinde örgütlenmesini kanıtlarıyla ortaya çıkardı.
O bir Atatürkçüydü, O bir günümüzün Kuvva-yi Milliyecisiydi.
Tehditler aldı.
Arı kovanına çomak soktu...
Derin devletin faaliyetlerini deşifre etti, kont ra gerillanın izlerini sürdü ve Nato ile bağlan tılarını buldu.
Abdi İpekçi’nin Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülmesini, Ağca’nın papayı öldürmesi arasındaki bağları derinlemesine araştırdı 
Kitaplar yazdı...
İlk okuduğum kitabı, “Sakıncalı Piyade” idi. 
Bir Pulsuz Dilekçe, Büyüklerimiz, Çıkmaz Sokak birbirini izledi...
Uğur Mumcu, toplumun Kuvvayi Milli ruhu na dönerek kurtulabileceğine inanıyordu.
Atatürk ilke ve devrimlerine sıkı, sıkı bağ lanması gerektiğine dikkat çekiyor, dış güçlerin siyasal islamı örgütlediğini, geleceğin en büyük tehlikesinin islamı akımlardan geleceğini yaptığı araştırmalar ile belgeliyordu.
Öldürülen diğer gazeteciler gibi hedef tahtasına oturtulmuştu.
Sokaklarda hergün onlarca gençin birbirlerini öldürmesini içine sindiremiyor, cinayet işleyenlerin sağcısının solcusunun olmayacağı nı yazıyor, gençlerin oyuna gelmemesini isti yordu.
Türkiye’ye Bulgaristan üzerinden silah girdiğini, mafya kanalı ile uyuşturucu kaçakçı lığının Bulgaristan üzerinden yapıldığını kanıt larıyla belgeliyordu.
Bir yandan da işlenen siyasi cinayetlerin arkasında İBDA-C, Hizbullah gibi islamcı terör örgütlerini bulunduğuna, bunların ise CİA Mosad ve Şeriatçı gerici ülkelerce desteklen diğini belirtiyordu.
Uğur Mumcu, Atatürkün “Tam Bağımsız Türkiye” ilkesini benimsiyordu. Emperyalizmin ortadoğuyu parçalama istediğini daha o yılında işaret ediyordu. O bir anti emperyalist, yurtsever bir gazeteci, yazardı.
Öldürüleceğini biliyordu. Her gün evinden çıkarken eşi Güldal Mumcu ile vedalaşıyordu.
24 Ocak 1993 günü sabahı kahvaltı edip eşi ve çocuklarıyla yine vedalaştı ve evinin karşısındaki aracına binip kontağı çevirdiğinde, araçla birlikte havaya uçarak parçalanarak öldürüldü.
Dönemin başbakanı katillerinin bulunacağı sözünü verdi. 
Ama Mumcu’nun katilleri hala bulunamadı.
Türkiye Uğur Mumcu’yu unutmuyor, unutturulmayacak.



Diğer Yazıları