BAŞÖĞRETMENİMİZİ ZİYARET (2)

Ürer Konak Profil Resmi
Ürer Konak

Dünden devam...
Germiyanoğulları Beyliği’nin egemenliği sırasında vezir HEZAR, şimdiki Beytepe Mahallesinde bir pazaryeri kurdurur. Bu ünlü pazar, zamanla vezirin adını unutturur. Hezar kelimesi “Pazar”a dönüşerek BEYPAZARI olur. Tarihi evleriyle ünlü ilçede dövme bakırcılık, altın ve gümüş telkari işlemeciliği, dokumacılık, saraçlık ve demircilik gelişmiştir. İlçede çok sayıda tarihi yapılar bulunur. Bunlardan bazıları; 1863 yılında yapılan Osmanlı dönemi klasik şehiriçi hanlarından  SULUHAN KERVANSARAY’ı, Selçuklu mimarisi tarzında AKŞEMSETTİN CAMİİ, KURŞUNLU CAMİİ yer alır.
Zengin bir mutfağa sahip olan ilçenin tanınan yemekleri; dolma (yaprak sarma) güveç, 40 katlı baklavası ve Beypazarı Kurusu sayılabilir... Pazarı yokuş yukarı, dar bir sokakta kurulmuş. Yukarı doğru iki taraflı dükkanlarıyla çok hoşbir görüntü sergiler.... Bu dükkanlarda baklava yapan, Beypazarı kurusu, çeşit çeşit doğal bitkiler, meyveler, sebzeler satan dükkanlar yer alır. Pazarı gezmeye başladığınızda aç karnınıza başlama nızı öneririm. Her dükkan sahibi havuç suyu, dolma, kuru ikram etmekte, cevizli sucuklar, dut kuruları, pestiller sunmak için birbirleriyle yarışırlar. Yemeniz için ısrar ederler...
 Herbirinden birer şey yiyerek yoku şun sonuna geldiğinizde karnınız doymuş olur. 
Çok cana yakın satıcılar, özellikle genç kızlar, kadınlar bir şey yedirmeden sizi salmazlar. Pazar yerli, yabancı turist doludur...
En tanınmış ürünü nedir derse niz “beypazarı kurusu” derim. Özel tadıyla zevkle yenen, kıtır bir lezzete sahiptir. Mahlep, tereyağı, tarçın, süt, maya ve tam buğday unundan yapılırmış. Hamur kıvam olması için, hamurun içindeki suyun çekilmesi gerekirmiş. Uzun bir dayanım süresi vardır. Uygun ortamda saklanması durumunda 1 yıl dayanırmış. Osmanlı’da asker ekmeği olarak yapılmış. Uzun süren seferlerde askerlere torbalar içinde verilirmiş. 
Gezimize katılanlar, erişteler alarak çantalarını doldurdular. 
Akşam yemeğimizi bir bağ evinde yedik... Tur düzenleyicimiz Gönül Hanım götürdü bizi oraya... Yeşillikler içinde... 6 kuşaktır aynı ailenin malı olan otantik, eski bir bağ evi... Çok güzel yöresel yemekler sunuldu. Neler mi? Salata, kıymalı, incecik sarılmış yaprak dolması, çömlekte pişirilip önümüzde sunulan etli, pirinçli çömlek kebap ve başlangıç sunumu olarak o yörenin tarhana çorbası... Kapanış olarak ünlü baklavası... Sahipleri ve müzik sunan sanatçısı çok ilginç ve neşeli kişiler... Bir aile işletmesi olarak çalışıyorlar.... Öyle güzel bir müzik sunan sanatkarı var ki... Beş parmağında on marifet derler ya... Gerçekten de öyle biri... Aynı zamanda modern meddah. Yaşamında başından geçmiş bir kazayı (ki çok yara almış, gözünün birini yitirmiş, bir kolu kısa kalmış, bir ayağı aksıyor) öyle tatlı anlatıyor ki...Gülmekten kırıldık. Hayatla dalga geçiyor adeta... Müthiş bir insan.
İşletmenin sahibi olan 5. kuşaktan baba, bağ evinin tarihçesini anlattı. Yörenin adetlerini, geleneklerini anlattı. Bölgenin geleneklerini, düğünlerini, kına gecelerini, kız isteme geleneklerini yöresel kıyafetle rini bizim misafirlerimize giydirerek o kadar güzel anlattı ki yerlere yattık gülmekten... 
Ne güzel bir şey... Geleneklere, adetlere sahip çıkmak... Bunları anlatabilmek, gösterip sunabilmek... Övülecek bir davranış, anlayış. Buradaki geceden çok büyük zevk aldık, eğlendik, hem de çok şeyler öğrenmiş olarak gecenin yarısında otelimize döndük. Tatlı bir yorgunlukla yattık. 
Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra, ikinci kez pazarı gezdik.. Alışveriş yapamayanlar, eksiklerini tamamlayamayanlar son kez dolaştı pazar yerini... 
Öğle saatlerinde arabamıza binerek Adapazarı üzerin den dönüşe geçtik. Bu dönüş sırasın da GÖYNÜK, ilçemize uğradık. Yöresel yemekler yendi. Fatih’in öğretmeni AKŞEMSETTİN’in türbesi ziyaret edildi. Göynük’te de büyük değişik likler olmuş... Çok önceleri burayı da ziyaret etmiştim... Evler restore edilmiş, butik oteller haline getirilmiş eski  konaklar korunmuş. Güzel bir meydan yapılmış... İçinden geçen dere ıslah edilmiş...
Yağmurlu bir Gemlik akşamında evimize döndük. Yorgun ama zevk aldığımız bir “öğretmenler günü” gezisinden dönmüş olduk. Herkese teşekkürler...