O’NDAN GÜNÜMÜZE YANSIMALAR...

Ürer Konak Profil Resmi
Ürer Konak

Bu gün O’nu yitirişimizin 81. yılı... Büyük önder, büyük kurtarıcı hakkında yerli ve yabancı yüzlerce eser yazıldı bu yıllar arasında.... Hayatı, mücadeleleri, devrimleri anlatıldı... Hala da yazılmaya devam ediliyor.... Kimileri o’nu yeriyor, karşı çıkıyor.... Kimileri yaptığı devrimleri yıkmak, ortadan kaldırmak için çalışıyor. Her ne yapılırsa yapılsın o, bir güneş gibi bizleri aydınlatmaya, yol göstermeye devam ediyor. Yüreklerdeki sevgisi bir çığ gibi artıyor... Artacak da... Bu yazımda az bilinen yönlerinden söz etmek istiyorum: 
Kemal Arıburnu anlatıyor: 
“Erzurum Kongresi çalışmaları devam etmekteydi. İstanbul’dan Reşit Paşa’nın, Erzurum’a hareket ettiği haberi geldi. Bu haberden huzuru bozulan Mustafa Kemal Paşa, o sırada yanında bulunan Necati Güner Bey’e;
- Gelen Reşit Paşa nasıl bir adamdır?... diye sorar. 
- Neden sordunuz Paşam?...
- Acaba işimize engel olmaya kalkar mı diye düşündüm!...
Bu sırada orada bulunan Necati Memişoğlu söze girer;
- Paşam ... Sakın üzülmeyin... Gerekirse onu Kop Dağı’nda temizleriz. deyince, Mustafa Kemal Paşa kızarak şöyle der: 
- Hocam ne diyorsun? Yol keserek adam mı vuracağız? Bu memlekette hükümsüz adam öldürülemez!... Vatandaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır!... Bir devlet adamının her zaman bu şekilde düşünmesi gerekir.”
Not olarak şunu açıklamak gerekir sanırım. Adı geçen Reşit Paşa Sivas’a İstanbul Hükümetince vali olarak atanmıştır. Görevi M. Kemal’i tutuklamak, Erzurum Kongresi’nin toplanmasına engel olmaktır. Haber alınmıştır yapacağı işler hakkında... Ancak Reşit Paşa M.Kemal’e destek sağlamıştır. İstanbul Hükümetinin isteklerinin tersini yapmıştır. 
Burada M.Kemal’in hukuka, yasalara bağlılığı daha o yıllarda verdiği ders önemlidir. 
Kılıç Ali’nin anılarından....
“Hiç unutmam. Bir gün İsmet Paşa ile Recep (Peker), M. Kemal Paşa’ya, Menteşe Milletvekili Halil Bey’den acı acı şikayet ediyorlardı. 
Halil Bey yurtsever bir insandı. Düşünce ve görüşlerini ürkmeden, çekinmeden olduğu gibi açıkca söylerdi. Recep (Peker) Halil Bey’i M.Kemal Paşa’ya sürekli şikayet edi yordu: 
 - Hükümetin getirdi ği bir iş, Meclis’ten çıkacak herhangi bir siyasi mesele yoktur ki Halil Bey’den zorluk görmesin, engellenmesin...
Bu konuda İsmet Paşa da Recep (Peker)i onaylıyordu: 
- Bize mecliste ot yolduruyor....
M.Kemal Paşa ikisine de hayretle baktıktan sonra şu cevabı verdi: 
- Davalarınızı, yaptığınız işleri Mecliste savunamayacak durumda mısınız ki Halil Bey’in itirazlarından bana şikayet ediyorsunuz?... Böyle anlayışı bırakın efendim!... Her vekil, hepiniz, elinize bir dosya alır, cebinize bir kaç mektup koyarak bana gelir, her şeyi güllük gülistanlık gösterirsiniz! Mecliste böyle doğruyu söyleyen ve yolsuzlukları gündeme getiren bir kaç arkadaş da olmazsa ben söylediklerinizin doğruluğunu nasıl anlayayım?
Meclis feshedilecek yeni seçimlere gidildiği günlerde Halil Bey, M.Kemal Paşa’ya bir mektup yazarak veda etmişti. Daima hükümete karşı görünen İzmit Milletvekili Sırrı Bey de aynı şekilde bir veda mektubu göndermişti. 
Mustafa Kemal Paşa, tam İstanbul’a hareket edeceği sırada aldığı bu mektupları ayaküstü okumuş ve yanında bulunan Genel Sekreteri Hasan Rıza (Soyak) Bey’e şu emri vermişti: 
- Halil Bey’e telefon ediniz. Kendilerinin Meclis’teki çalışmalarından çok memnunum. Mutlaka yine aramızda bulunacaklar ve değerli görüşlerinden yararlanacağı” Sırrı Bey’e de aynı şekilde cevap verilmesini emretmişti. 
Mustafa Kemal Paşa, muhalefete ve karşıtlarına daima değer verirdi... Seni tanıdıkça daha çok seviyoruz.
(Henri Benazus, Hürriyet Yayınları, 2015) Syf 58-59, Özel Anılarla Atatürk ve Çocuk Fotoğrafları Albümü
Falih Rıfkı Atay anlatıyor: 
İtalyan Diktatörü MUSSOLİNİ’nin Roma İmparatorluğunu yeniden kurmak düşü ile pek yüksekten konuşmalarda bulunu yordu. Yaptığı söylev lerde Anadolu üstünde de büyük bir hırsının olduğunu sezdirdiği günlerde idi... 
Yabancı diplomatlara verilecek akşam yemeği için hepimiz Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara Palas Oteli’nin yemek salonuna gelmesini bekliyorduk. 
M. Kemal Atatürk, bir kaşının ucu kalkık, biraz sertçe yüzlü olarak içeri girdi. Bir şeye sinirlenmiş olduğu belli olmakta beraber, sesi doğal tonundaydı. Ben diplomatların kıdemlisi olduğum için yanında bulunu yordum. Herkesin elini ayrı ayrı sıkıyordu. İtalyan büyükelçisine sıra gelince şöyle dedi: 
- Ekselans! Şefinizin bugün bir konuşmasını daha, ajanslardan okudum. Anadolu’da gözü olduğunu, bu sözlerinden de anlıyorum! Ama, ben varken, o buraya gelemez!... Olsa olsa ölmemi bekleyecek!... Gene gelemiyeceğini, kendisine bildiriniz! Mustafa Kemal giderse, yerine bin Mustafa Kemal geçer!...
İtalyan büyükelçisinin sarardığını gördüm. M. Kemal Atatürk sözlerine daha da devam edecekti. Kulağına eğilerek fısıldadım:
- Bir tanesi yeter efendim!... Sakinleşerek sesi kendi tonuna geldi. 
Ölümünün yıldönümünde bu sözlerin yetişen Türk Gençlerinin yol göstericisi olacaktır ve “yerine bin Mustafa Kemal’ler yetişecektir.