Anlaşma Zafer mi? Yeni bir ABD stratejisi mi?

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Barış Pınarı adını verdiği Suriye topraklarından Türkiye sınırından 30 kilometre eninde 814 kilometre uzunluğunda bir ‘Güvenli Bölge’ açması için başlattığı harekat sürerken, ABD’nin “Ateş Kes” istemiyle ağır toplarını Türkiye’ye göndermesiyle başlayan süreçte 13 maddelik bir anlaşma imzalandı.

Beştepe Sarayında yapılan bu antlaşmaya göre Kobani deki YPG’li güçler silahlarını bırakarak 120 günde Güvenli Bölge sınırları nın dışına çıkacak.
120 günde YPG güçlerinin Türkiye’nin belirlediği 30 kilometrelik Güvenli Bölge dışına çıkmasından ABD sorumlu olacak.
Türkiye bu süre içinde silahlı gücünü kullanmayacak. 
Türkiye Kobani de asker bulundurmayacak.
Anlaşmanın imzalanmasının bugün 5. günü.
PKK uzantısı YPG güçleri hala çekilmedi.
Süre daralıyor.
Yer yer bu güçlerin saldırılarına tanık olu yoruz.
Eğer 120 saatte çekilme gerçekleşmezse TSK harekata devam edecek.
TSK’nın kararlı tutumu ile Güvenli bölge oluşturması için Suriye topraklarında ilerlemesi ABD başta olmak üzere bütün dünyada tepkilere neden oldu.
Türkiye işgalci gibi gösterilmek istendi. 
Oysa Suriye topraklarında Başta ABD, Rusya, Hollanda, Almanya, İran, Çin, Fransız vb. gibi bir çok ülkenin askeri var.
Türkiye’nin girişimini işgalcilikle suçlayan ların Suriye ile hiç bir sınır ilişkisi olmadığı halde, “Siz bu ülkede ne arıyorsunuz” diye kendilerine soru sormaları, ve Nato’nun bile bile bizi yanlız bırakmasının nedenini iyi düşünmeliyiz.
ABD’nin dengesiz Başkanının Türkiye Cumhuriyeti Devletine hakarete varan Twitterleri, akıl almaz terbiyesiz, ülkeler arası ilişkilere uymayan tehditkar mektubuna yanıt bile verilmemesi düşündürücüdür.
ABD ile yapılan antlaşmayı yandaş medya büyük bir zafer olarak göstermeye çalıştı.
Ülkemizin sınırında bir Kürt Devleti kurma planı, batılılar kadar ABD’nin projesiydi.
ABD‘nin bugüne kadar Suriye’yi karıştırdıkları yetmiyormuş gibi, projelerini yaşama geçirmek için YPG ye 30 bin TIR silah ve mühimmat verildiler.
Türkiye’nin uyarılarını hiç dikkate almadılar.
Bölgeyi biz planlıyoruz, haritalar yeniden çizilecek, ‘biz dünyanın jandarmasıyız’ diye rek Türkiye’yi hafife aldılar. Harekat başlayın ca ABD’nin izniyle askerimiz Suriye’ye girdi.
Bundan sonra ne olacak?
Büyük olasılıkla YPG güçleri ABD’nin isteğiyle istenilen yerlere çıkacak.
Ama, PKK ve YPG güçlerinin varlığı sona erecek mi?
Hayır.
Bu bela 30 kilometre ötemizde yine faaliyet lerine dış güçlerin istediği gibi sürdürecek.
YPG’nin boşalttığı alanı Esat güçleri ve Ruslar dolduruyor. Türkiye’nin buralarda asker bulundurmalı istenmiyor.
Suriye de büyük güçler rulet oynuyor.
Bizler ve diğer güçler ise bu oyununu birer oyuncularıyız.
ABD ile yapılan anlaşma zafer falan değil, ABD’nin isteğiyle bizim de işimize gelen bir siyasi manevradır. Kan akmadan, YPG güçlerinin istediğimiz alının dışına geçilmesi, bizim açımızdan olumludur. Ama, nihayi bir sonuç değildir. Tehlike bitmemiştir.
30 kilometre dediğin nedir ki?
Kimse kendini kandırmasın ve ABD’nin güvenilir bir müttefik olmadığını unutmasın.
 



Diğer Yazıları