Dijital İsyan...(1)

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Livaneli kitabının bu bölümünün kapitalist insanlığı ve doğayı doymak bilmez bir iştahla nasıl sömürdüğünü anlatıyor. 
Amerika’nın dünya haklarına etkisi, en çok bilgi, en çok zenginlik üretiyor olmasından çok, en çok yalan, en çok şiddet üretmesiyle gerçekleşiyor. Örneğin, Kissinger bir kitap yazdı, adı bile küstahça: “Amerika’nın Dış Politikaya İhtiyacı var mı?” Orada çok büyük bir iddia var. Amerika yalnız dünyanın ve tarihin en büyük gücü olmakla kalmıyor, dünyadaki bütün popüler kültür standartlarını da koyuyor, diyor. O zaman ben çok üzerinde durmuştum, ama genelde atlandı bu söz. Oysa korkunç bir şey. Sürekli daha çok üretmek, reklam yapmak, daha çok satmak gibi amaçlar, sonuçta, yaygın biçimde seri olarak üretilen belli ürünleri tercih eden insanlar yaratıyor.

Zevkleri, damak tatları, eğlenme biçimleri, insanların her şeyi birbirine benzesin isteniyor. 
İnsanlığı ve doğayı doymak bilmez bir iştahla sömürmek üzeri ne kurulu kapitalizm yeni bir din haline geldi. 
AVM’ler de bu yeni dinin tapınakları. Son zamanlarda dijital tapınaklar da kuruluyor. 
Bir istatistik yapılması insanla rın kitleler halinde camileri, kiliseleri, sinagogları, türbeleri terk ederek AVM’lere gittiği ya da dijital sitelere girdiği ortaya çıkar. 
Yeni dinin “En yeni ahit-i olacak elbette. Bunlar gerçek ya da sanal satış kataloglarıdır. 
En ünlüleri Amazon, Mal satmak için kullanılan kavramlar ise içi boşaltılmış, daha doğrusu içeriği değiştirilmiş eski değerler: Özgürlük, huzur, kimlik, güzellik, aşk, çocuk sevgisi, şefkat, din, hatta dayanışma, başkaldırma, isyan, vicdan, devrim gibi kavramlar. Bunların tümü reklam dilinde bam başka bir şeye dönüştü. 
Saçına şunu sür kimliğini kanıtla, bacağına şu kotu geçir isyan etmiş ol, bol şekerli şurup iç, birden öz gürleş gibi anlamsız reklamlar, Nia gara Şelalesi’ni solda sıfır bıraka cak bir hızla insanların beyinlerine boşaltılıyor; çocuklar, gençler, yetişkinler birer alışveriş zombisine dönüştürülüyor. 
Evlere gereksiz, hatta kanser tehlikesi taşıyan yüzlerce ürün sokuluyor. 
Bu iş öyle bir çılgınlık halini aldı ki bazı uyanık “ulema” öbür dünyaya hazırlık olarak yanmaz kefen ve cennete götüren terlik satmaya başladılar. Kapitalizm, yeni acımasız ahlakıyla geldi ve insan lığı hasta ettiği gibi doğayı yok ediyor. 
Milyarlarca köle yaratan bir sistem bu. 
Eskiyle en büyük farkı, modern kölelerin ayaklarındaki prangaların bu kez görünmez şekilde kafalara yerleştirilmiş olması. Böylece kendisini özgür sanan kölelerle doldu dünya. 
Devamı yarın...
 



Diğer Yazıları