DATÇA GEZİ NOTLARI... (3)

Ürer Konak Profil Resmi
Ürer Konak

Dünden devam...

KNİDOS, pek çok bilim adamı ve sanatkar yetiştirmesiyle tanınmıştır. EUDOKSOS adli bilim adamı matematik, astronomi, fizik alanında çalışmalar yapmıştır. Antik çağın en önemli gözlem evi buradaydı. Bu bilim adamı güneşin çapının dünyadan üç, aydan dokuz kat büyük olduğunu öne sürmüştür... Dönemin en önemli buluşlarından biri olan güneş saatini bir mermer üzerine yapmıştır. Sevindirici yönü bu saat yerinde durmak tadır, hala saati doğru olarak (az bir hatayla) göstermekte. 
Şehir çok sayıda depremler sonucu yıkıma uğramıştır. İki tiyatrosu, o dönemin alışveriş yapılan dükkanları, halk meydanı (Agora) ve mezarlıkları, kale duvarları ve kuleleri ayaktadır. Hristiyanlık döneminde ve öncesinde yapılan tapınak ve kiliselerin kalıntıları da bulunmaktadır. 
1413 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. Kurtuluş Savaşı öncesi  İtalyan işgaline girmiştir. Bu gün çok sayıda turistin gezdiği, doğal güzelliği, kalıntıları ve iki limanıyla, antik kazıların yapıldığı burnun ucunda bir deniz feneri bulunmakta dır. Bu fener iki denizi (Ege-Akde niz) hem birleştirmekte hem de ayırmaktadır. Tepe ye çıktığınızda gördüğünüz manzara muhteşemdir... 
Yarımadanın karşı yakasında şimdi lerde İstanbul ve diğer şehirlilerimizin varlıklıları ile yabancı uyrukluların yaşadığı Selimiye Köyü bulunmakta. Oldukça büyük ve korunaklı bir koyun (bük) kenarına kurulmuş. Kafeleri, lokantaları, modern ve büyük süslü yatları, yazlıkları ile ünlü. Kendinizi daha çok bir yabancı kasabasında sanırsınız... Fiyatlar yüksek, evler ve arsalar oldukça pahalı... Denize giri lebilecek sahil bandı yok... Hemen deniz başlıyor, dar bir sahil yolunun önünden. Çiçekleri, begonvilleri, sessizliği ile dinlenilecek bir yer ama..? Kısa bir gezinti yaparak otelimize dönüldü. 
Tüm yapılan gezilerin hepsi sabahtan öğleye kadar sürdü. Öğleden sonraları saat 18.oo-18.30 a kadar pırıl bir denizin ve güneşin keyfi çıkarıldı. Otelin girişindeki toprak yolun iki tarafında “Kum Zambakları” var. Koruma altına alınmışlar, zarar vermek, koparmak yasaklanmış. Harika kokuyorlar... 
Hatırlıyorum bende... 
Bir zamanlar şimdiki Marmara Kimya Fabrikasının önündeki deniz kıyısında da çok sayıda “Kum Zambakları” vardı. Şimdi yerlerinde iskeleler var. Doğanın biz de değeri yok ki... Ne olacak zambak değil mi denilerek yok edilmişler...
20 Eylül Cumartesi sabahı saat 10.oo sularında oteli terkederek, Gemlik’e doğru hareket ettik. Hem yorulmuştuk, hem de dinlenmiştik... Denizin, güneşin, kumun ve doğal güzelliklerin tadını elimizden geldiğin ce çıkarmıştık... Saygılı, nazik BeyceTur’un sevilen ve 5-6 dil bilen genç kaptanı Hüseyin Hacıoğlu’na ve bize bu güzel turu ayarlayan Gönül Hanıma teşekkürler... 
Tabii ki en büyük teşekkür de yaptıkları katkılarıyla her zaman şükran duyduğumuz gönüllülerimize... 
Bir daha ki gezi lerde buluşmak dileğiyle...