EĞİTİMİN İÇLER ACISI DURUMU!

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Bugün ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarımız yeni bir eğitim ve öğretim yılına başlıyor. Başlıyor başlamasına; ama pek çok sorunu da beraberinde getirerek. Her şeyden önce öğrenciler ve veliler tedirgin ve mutsuz. Çünkü milli eğitim milli olmaktan çıktı, özelleştirme çabalarıyla bir meta durumuna getirildi. Hükümet, eğitimi bir yük, bir külfet olarak görüyor. Devletin en temel görevinin ulusu eğitmek olduğunu her nedense göz ardı ediyor.

 Daha kayıt sırasında okula yardım adı altında velilerden para talep edilecek, ödeyemeyecek durumda olanlara taksit yaparız diyecekler. Bakan kayıt parası diye bir paranın alınamayacağını söyleyecek; ama el altından da almaya devam edin, biz görmeyiz imasında bulunacaktır. Sonra çocuklarını yakınlarındaki okullara göndermekten mahrum olan veliler 30-40 km uzaktaki okullara servis tutup göndermek zorunda kalacaklar. Bu sorunları bakanlık görmezden gelecektir. Kırtasiye ve kılık kıyafet masrafları velileri alabildiğine zorlayacak. Kimin umurunda…

Yıllardan beri değiştirilen milli eğitim bakanları büyük başarı göstererek eğitimi içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir. Hepsini ayrı ayrı kutlamak gerekli… Günümüzdeki mili eğitim bakanına gelinceo da yapılanların üzerine bir tüy dikti. Eğitimin niteliğinin değişmesi yönünde bir uygulamada bulunmadı, önemli bir sorun olan okul tatilleri konusunda kafa yordu ve çocukların tatil süreleri değiştirildi. Özel okulların sahibi olan bir bakandan devlet okullarına önem vermesini nasıl bekleyebiliriz?

Eğitime kırk yıl hizmet etmiş biri olarak şunu söyleyebilirim: Bu gün eğitim sistemimiz 1940 yıllardan çok daha geridedir. Yani günümüzden seksen yıl geride… O dönemde kurulan köy enstitüleri dünyaya örnek gösteriliyordu. Türkiye’nin gelişmesini istemeyen emperyalist güçler bu aydınlanma ateşini boğmayı, yok etmeyi başardılar. 1950’li yıllardan başlayan gerici hamleler Atatürk aydınlanmasının gücünü zayıflattı. Köy enstitüleri kapatıldı, ilk öğretmen okulları, eğitim enstitüleri ve yüksek öğretmen okulları bir süre daha varlığını sürdürdü. Çok geçmeden bu okulların da kapısına kilit vurularak eğitim fakülteleri açıldı bakkal dükkânı gibi. Hiçbir planlama yapılmadan niteliksiz öğretim elemanlarıyla bir binada rektör ve dekan adında bazı kişileri görevlendirdiler. Üniversite sınavlarında alınan puanlar düşürülerek bu okullara alınan yoksul ve halk çocuklarına eğitim verildiği imajı yaygınlaştırıldı. Pek çok genç, üniversite eğitiminden geçti sözüm ona; ama alabildiğine bilgisiz, alabildiğine donanımsız bu gençler, diplomalı cahiller ordusuna katıldı. Bugün yüzbinlerce öğretmen, ziraat mühendisi, maden mühendisi, işletme mezunu ve daha niceleri yaşı geçtiği halde iş bulamamakta, yaşamak için ailesinin eline bakmaktadır. Devlet bu halkı ve çocukları niye oyalayıp yıllarca aldattı ve kandırdı? Bunun hesabını kim verecek? Geçen yılların bedelini kim ödeyecek?

Devleti yönetenler ve varlıklı olan kişiler, çocuklarını yurtdışında ve en iyi okullarda okuturken halkın çocuklarına imam okullarını uygun görmektedirler. Biat kültürünü halk çocukları benimsesin, iktidara ve egemen güçlere boyun eğsin, bir lokma bir hırka felsefesini içine sindirsin, öbür dünya hayalleriyle yoğrulsun,istedikleri sadece bu değil midir?

Son yirmi yıldan beri milli eğitim, akıl ve bilimin yol göstericiliğinden uzaklaştırılıp dogmatik anlayışa sahip bireyler yetiştirme yoluna götürüldü. Her yerde imam okulları açıldı, bunlarla yetinilmedi, din dersleri zorunlu hale getirildi ve ders saatleri artırıldı; ama fizik, kimya gibi fen dersleri seçmeli duruma ….Türkiye genelinde çok seçkin okulların kadroları değiştirilerek adı imam okulu yapılarak zeki ve yetenekli çocukların buralara gitmesi için çeşitli yollara başvuruldu. Birtakım dayatmalarla öğrenciler ve veliler perişan edildi. 

Yıllar önce zeki, yeteneklive çalışkan çocukları sınavla seçen öğretmen okulları, fen liseleri, Anadolu liseleri kapılarına kilit vurmak zorunda kaldı. Şimdi bütün okullar ne hikmetse Anadolu ismini aldı. “Anadolu İmam Hatip liseleri”  mantar gibi çoğaldı. Bunun esprisini anlayan biri açıklasa da biz de anlasak… İmam okullarıyla ancak teokratik bir toplum yaratılır. Bu toplum da düşünen, sorgulayan, araştıran birey yetişmez, bu toplumlar çağdaş toplumların sömürgesi olmaya mahkûmdur.

“Deveye boynun neden eğri diye sormuşlar;  o da nerem doğru ki,” diye yanıt vermiş. Ülkede hangi işimiz iyi, olumlu yönde?  Bence hiçbiri… Hayal satılan ve hayal üretilen bir ülkede güzelliklerden söz etmek çok zor… Hani bir söz vardır:  “ Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.” Ülkemizde kuyuya taş atan bir deli değil, belki de binlerce deli; ama milyonlarca akıllı yıllarca çalışsa bu taşları zor çıkaracaktır. Ne olursa olsun umutsuzluğa yer yok, yeter ki sol memenin altındaki cevahir kararmasın.

Bir ülkenin geleceğini öğrenmek istiyorsanız uyguladığı eğitim programlarına bakınız. Atatürk diyor ki: “Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder...”  Sizce Türkiye’nin durumu nedir? Bağımsız, gelişmiş bir toplum mu olmaya çalışıyoruz, yoksa yokluğa ve sefalete mi sürükleniyoruz? Ne dersiniz?



Diğer Yazıları