ÜNİVERSİTELERE YERLEŞİM

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Üniversiteleri giriş sınavları sonuçlarının açıklanmasından sonra ilk yerleşimler ve ön kayıtların yapılmasına başlandı.
Bugünlerde çıkan haberlere baktığımızda, Hukuk ve Tıp Fakültelerinin kontenjanlarının dolduğu, fakültelerin büyük çoğunluğunda boş kadro kalmadığı, geçen yıla göre yerleşimin erken sonuçlandığı açıklanıyor.
2,5 milyon öğrencinin girdiği YKS sınavlarını sonucu tüm fakülteleri ve iki yıllık meslek yüksek okullarına kayıt yaptırabilecek öğrenci sayısının 500 bini geçmeyeceği dikkate alındığında, her yıl olduğu gibi bu yılda üniversitelere giremeyen öğrenci sayısı 2 milyona yakın olacaktır.    

Bu da gösteriyor ki Türkiye deki eğitim sistemi bozuktur.
Eğitim sistemi üretime yönelik değildir. 
Sistem, liseyi bitiren, meslek okullarına bitiren öğrencileri üniversiteye yöneltilen bir sistemdir.
Oysa, gelişmiş ülkelerde, öğrenciler ilk öğretimden sonra, hangi okullarda okuya bileceğini okulları ve öğretmenleri karar veriyor.
Ortaöğretimden başlayan değerlen dirmeler ile öğrenci belirlenen liselere girebiliyor. Aynı durum liselerden üniversitelere girişlerde de oluyor.
Bu konuda yılar önce Almanya da öğretmenlik yapmış olan gazetemiz yazarı Ürer Konak‘a oradaki sistemi sorduğumda yukarıda belirttiğim modelİ anlattı.
Aile veya öğrenci ben şu fakültede okumak istiyorum diyemiyor. O’nu öğrenim gördüğü okulun yönetimi belirliyor. Oradan alınacak belgeler ile üst okullar tercih yapabiliyor.
Biz de ise, düz lise veya meslek liselerin de öğrenim gören bir öğrenci, sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı olarak ders seçimlerine ayrılıyor.
Sayısal öğrencileri eşit ağırlık tercihinden de yararlanıp buradan istedikleri bir fakülteyi tercih edebiliyorlar.
Ama, sözelde okuyan öğrenciler, sayısalı tercih eden öğrencilerin girebileceği fakültelere girmiyor.
Öyle veya böyle, birçok öğrenci bu sistemle ister sayısal da olsun, ister sözel veya eşit ağırlıkta olsun girdikleri sınavlar da aldıkları puanlara göre tercih edecekleri belli okullara puan esasına göre girip kayıt yaptırabiliyor.
Birçok öğrenci, puanlarının açıklanma sından sonra okullara yerleştirme sonuçla rının da açıklanmasıyla bir yere yerleşe mediğini görüyorum.
Bu öğrenciler umutlarını bir sonraki yıla bırakıyor.
Onun da ne olacağı belli değil.
Şimdiden dershanelere yazılmaya başladılar. Yanlış söyledim. 
Dershaneler kapanmıştı, şimdi adı kurs merkezleri oldu.
Böyle bir sistem ile eğitimi bir yerlere oturtmanın mümkünü yok.
Aynı durum 8. Sınıfı bitiren öğrenciler için de geçerli.
Eskiden nitelikli öğrencilerin gidebileceği Anadolu Liseleri vardı.
Şimdi tüm okullar Anadolu Lisesi yapıldı.
Böylece bu okullarda da kalite kalmadı.
Meslek okullarının önüne düz liselerin adlarının önüne, imam hatiplerin önüne Anadolu Lisesi yazmakla nitelik kazanılmaz.
Türkiye de öğretmenlik mesleğinin öncelikle kalitesi arttırılmalı.
Ortalık öğretmenden başka öğretmene benzemeyen öğretmen dolu.
Bu kişiler arasında yapılan sınav sonuçlarını duyunca şaşırmamak elde değil.
Bugünlerde öğrencilerin girdiği sınavlarda aldıkları puanlara göre lise yerleştirmeler oluyor.
Puanlara göre hangi okula girecekleri belli olan öğrencilere daha yüksek puan ile öğrenci alan okullara girebilmeleri için 3 hak tanınıyor.
Her hafta bu konuda başvurular alınacak. Eylül ayı başında ise tüm öğrenciler okullarına yerleşmiş olacaklar.
Böylesi karmaşık bir sistemle yeni öğretim dönemine gireceğiz.
Allah hepimize kolaylık versin.
 



Diğer Yazıları