100 YIL ÖNCE

Ürer Konak Profil Resmi
Ürer Konak

19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkan Atatürk, yurdu kurtarmanın ancak Türk ulusunu aydınlatarak, bilinçlendirerek, kutsal bir amaç doğrultu sunda birleştirerek mümkün olacağını biliyordu. 
O’nun planını dört noktada birleştirmek mümkündür. 
1- Anadolu’nun İstanbul ile olan düşünsel ve yönetimsel bağını kopartarak; Anadolu’yu İstanbul’dan ayırmak, 
2- “Ulusal bağımsızlığımızı sağlamak” parola sıyla Anadolu halkını bir teşkilat etrafında birleşti rerek ihtilal atmosferine sokmak,
3- İhtilal için ordunun desteğini sağlamak, 
4- Anadolu’nun yönetimini, valiler ve kaymakamlar eliyle ihtilal yönetimine bağlamak 
Ama bu plan açıkca ortaya o günkü koşullarda konamazdı. İşin başında olanlar bile, M. Kemal’in ülkeyi Anadolu ihtilaline sürüklediğini kesinlikle bilmemeliydiler. Bunun içindir ki, M. Kemal Paşa daima ulusal bağımsızlığı, vatanı ve padişahı kurtarmaktan söz etmiş, padişahı kurtarmak gerekçesine dayandır mıştır. 
22 Haziran’da Amasya’da alınan kararlarda;
a) Vatanın bütünlüğü, ulusun istiklali tehlikededir. Hükümet sorumluluğunu kavramış değildir. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. 
b) Milletin sesini dünyaya duyurmak ve kaderini tayin etmek için, her türlü etkiden ve denetimden uzak bir ulusal kongre toplanması şarttır. 
c) Bu kongre her bakımdan en emin yeri olan Sivas’ta hızla toplanmalıdır. 
d) Komutanlar yerlerini terketmeyeceklerdir. Eğer yerine bir komutan atanırsa, güvenilir değilse hiçbir şekilde komutanlıktan ayrılınmayacaktır. 
Bu kararlar, Anadolu ihtilalinin bildirisi niteliğindedir. Kararların gizli kalması istendiği halde bir süre sonra İstanbul Hükümetince öğrenildi. İstanbul’da M. Kemal’in niyeti kesinlikle öğrenildi. Kendisini İstanbul’a getirtmek için baskı ve zorlamalar yapılmaya başlan dı. Erzurum’a  gidinceye kadar  1 ay süresince yazışmalar,  telgraflar süregelmiştir. 
(Anadolu İhtilali, Sabahattin Selek, Dördüncü Baskısı, syf 256-279)
Söylev (Nutuk) de şöyle anlatır: “Önder olacakların her ne olursa olsun, amaçtan dönmemeleri, ülkede barınabile cekleri son noktada, son nefeslerini verinceye değin amaç uğrunda özveriyi sürdüreceklerine işin başında karar vermeleri gerekir. Yüreklerinde bu gücü duymayanların işe girişme meleri çok daha iyi olur. Çünkü böyle bir durumda hem kendilerini ve hem de ulusu aldatmış olurlar” (Erzurum Kongresi, Cumhu riyet Kitapları, syf 68)
“Harbiye Bakanlığı “İstanbul’a gel” diyordu. Padişah: “Önce hava değişimi al, Anadolu’da bir yerde otur, ama bir işe karışma” diye başladı. Sonunda ikisi birlikte: “İlle gelmelisin” dedi. “Gelemem” dedim. En sonra 8-9 Temmuz 1919 gecesi, Sarayla açılan bir telgraf başı konuşması sırasında, birden bire perde kapandı ve 8 Haziran’dan 8 Temmuz’a değin, bir aydır süren oyun sona erdi. İstanbul, o dakikada, 8-9 Temmuz gecesi saat 10.50, sonrada Harbiye Bakanlığı’na saat 11.oo, sonra da Padişaha görevimle birlikte askerlik mesleğinden çekildiğimi bildiren telleri çekmiş oldum. 
O günden sonra resmi görev ve yetkiden ayrılmış olarak, yalnız ulusun sevgisine, şefkat ve cömertliğine güvenerek onun bitmez verim ve güç kaynağından esin ve kuvvetalarak vicdan görevimizi yapmaya devam ettik.”
(Erzurum Kongresi, Cumhuriyet Kitapları, syf 72)
Ağustos 1919 da İstanbul’daki annesine bir mektup yazar. Mektubunda “Samsun’a ayak basar basmaz İngilizlerin baskısıyla hükümetin kendisini İstanbul’a geri çağırdığını, kendi ayaklarıyla esir olmanın doğru olmadığını” yazar. Ve şöyle devam eder mektubuna “Bütün Anadolu halkı, millet büyük bir sevgi, güven gösterdi. Seni bırakmayız dediler... Tek çarem askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geç mek, milleti tek vücut hale getir mekte ancak kurtu luşun sağlanabileceğini belirtir. 
(Yaveri M. Kemal’i Anlatıyor, Salih Bozok, Doğan Kitapları, syf 68-69)
Askerlikten çeki lince, tüm Erzurum halkının ve Vilayat-ı şarkıye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti (Doğu Anadolu Müd. Hukuk Derneği) 10 Temmuz 1919 da “Derneğin başına geçmesini” istediler. Kongreye katılımını kolaylaş tırmak için, Cevat Dursunoğlu ve emekli Binbaşı Kazım beyler delegelikten çekil diler. Yerine M. Kemal seçildi. Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919 da gösterişsiz bir okulda açıldı. 14 gün sürdü. Alınan kararlar özetle şunlardır: 
1- Ulusal sınırları içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür birbirinden ayrılamaz. 
2- Ne türlü olursa olsun, yabancıların topraklarımıza girmesine ve işlerimize karışmasına karşı ve Osmanlı hükümetinin dağılması halinde, ulus birlikte direnecek ve savunacaktır. 
3- Yurdun ve bağımsızlığın korunmasına ve güvenliğin sağlanmasına İstanbul hükümetinin gücü yetmezse, amacı gerçekleştirmek için, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri ulusal kong rece seçileceklerdir. Kongre top lanmamışsa bu seçimi Heyet-i Temsiliye yapacaktır. 
4- Kuva-i Milliye’yi etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak temel ilkedir. 
5- Hıristiyan azınlıklara siyasal üstünlük ve toplum sal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. 
6- Manda ve himaye kabul edilemez (Yabancı devletlerin güdümü ve koruyuculugunu kabul edilemez) 
7- Millet Meclisinin hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır. 
Kongre ayrıca bir Temsil Heyeti seçerek başkanlığı na M. Kemal’i getirmiştir. 
O gün alınan kararların bu gün içinde geçerli olanların varlığı inkar edilemez... Çok güç koşullarda alınan ve toplanan kongre ve kararları Sivas Kongresince daha sonra aynen onaylanmıştır. Kurtuluş savaşımızın amaçları bu kongrelerde alınan ve daha sonra Ankara’da açılan T.B.M.M. ne de yol göstermiştir. 100 yıl önce alınan kararların önemi çok büyük olmuş, bunları gerçekleştirmek uğruna binlerce şehit verilerek bugünlere ulaşılmıştır. Büyük önder Atatürk’ün büyüklüğünün bir kez daha görülmesinde, öğrenilme sinde yarar vardır.