RUSYA GEZİSİ.. (5)

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Burası muhtemelen Rusya’ya en az benzeyen Rus şehri. Her ne kadar uzun süre başkent olarak kalmış olsa da, özellikle mimarisi diğer Rus şehirlerinden çok İtalyan tarzına benzemekteymiş. Kanallar ve tarihi yapılar ilk anda Venedik’i anımsatıyor. İlk bakışta bunu ayırt etmek pek kolay değil; ama Moskova ya da Rusya’nın diğer şehirlerini gördükten sonra farkı daha rahat görebilmek mümkündür.

Burada caddeler alabildiğine düz ve geniş sanki cetvelle çizilmiş; nehir ve kanallar Venedik’i aratmayacak güzellikte. Kentin tarihi dokusu korunmuş, dört beş katlı binalar. Tek kelimeyle muhteşem bir kent… Büyük Petro bunları gerçekleştirdiği için ona Rus halkının çok saygı duyması gerekir.

Neva nehrinin iki yanında sıralanmış tarihi binalar ve Neva nehri buraya bir çekicilik ve güzellik katıyor. Tarihi binalar ve kiliseler geçmişi canlı tutuyor. Bunları, düzenlenen tekne turunda görüyoruz.

Dostoyoviski’nin ünlü romanıSuç ve Ceza’da anlatılanlar burada geçmektedir. Romanı okumuşsanız kentin sokaklarını arşınlarken içinizi güzel duygular doldurabilir.  St. Petersburgdünyada en çok müzikle uğraşan insanın yaşadığı kentlerden biridir. Meydanlar sokak sanatçılarından geçilmiyor. Hele hele geceler muhteşem şenliklere tanıklık ediyor.

Kahramanlar Meydanı: İkinci Dünya Savaşı’nda ülkesinin bağımsızlığı için savaşan ve ölen kahramanlar adına bu meydan yapılmıştır.

Bunun ardından devrimin sembolu Aurora Kruvazörü, Eski Liman fenerlerini görüyoruz.

Peter and Paul Fortress Katedrali:Uzaktan görüyoruz.

Kazan ve st. Isaac katedralleri:Bunun önünden bir iki kez geçiyoruz. Son gün mola verildiğinde içine girip özelliklerini görme olanağına kavuşuyoruz.

Sanat meydanı, Büyük Petro`nun Bronz Atlı anıtı panoramik olarak görülüyor. Akşam St.Petersburg’u eşsiz güzellikteki kanalları, köprüleri ve ışıklandırılmış haliyle göreceğiz.

St.Petersburg Gece Gezisi:

Kuzeyin Venedik olarak adlandırılan St. Petersburg, Büyük Petro döneminde açılan kanallarıyla birçok adacığa bölünmüş ilginç bir görünümü sunuyor gelenlere… Beyaz geceleri burada görmek ve yaşamak harika bir duygu veriyor insana.Beş milyon nüfusa sahip Petersburg…

Gece saat 23’te gece turuna çıkıyoruz. Ortalık aydınlık. İnanılması zor. Kuzey yarım kürede olmanın bir özelliği. Yaz günleri geceler çok kısa, üç dört saat civarında. Kışın da tam tersi gündüzler kısa, geceler uzun. Bu durum halkın daha çok içki tüketmesine neden oluyormuş. Gecelerin uzunluğu insanlarda karamsar bir hava da yaratıyormuş.Gecenin ilerlemiş saati olmasına karşın caddeler cıvıl cıvıl insan kaynıyor. Ruslar gündüzleri çalışıyor, geceleri de gezmeye, eğlenmeye çalışıyor. Ünlü caddelerde lüks araçlar cirit atıyor. Zenginleri çok olduğu gibi fakirleri de çok. Geçmişte yaşanan sosyalizm gelir dağılımı konusunda kalıcı izler bırakamamış.

Neva nehrinde köprüler saat biri on geçe açılıyor, büyük gemiler gelip geçsin diye. Bu durum saat üçe kadar devam ediyor. Bu olayı görmek için bekliyoruz. Köprülerin yakını insanlarla dolu… Bu anı saptamak için fotoğraflar çekiliyor.

Meydanlarda sokak şarkıcıları şarkılarını seslendiriyor, yaptıkları müzikle ilgi çekmeye çalışıyorlar. Burada gecenin hangi saati olursa olsun kadın ya da genç kız istediği yere gidip gelebilirmiş. Kadınların ve kızların kılına bile zarar gelmezmiş. Türkiye’de olsa acaba neler olurdu?

Rusya’da kadınlar sosyal ve iş yaşamının içinde. Yani birey olarak varlıklarını sürdürüyor. Otobüs sürücülüğü yapanlardan tutun da binaların boya badana ve temizlik işlerini yapan kadınlara rastlayabilirsiniz

Turumuz esnasında, dünyaca ünlü olan Dostoyevski ve Puskin`nin evleripanoramik olarakgörülüyor. Neva nehri ve kanallar üzerindeki 18.yy’a ait büyüleyici mimari yapıları görme olanağına da kavuşuyoruz.



Diğer Yazıları