15 Temmuz kutlamaları (1)

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

15 Temmuz 2016 günü saat 21.oo sıralarında İstanbul’daki Köprülere askeri tankların girmesi ile başlayan Fetöcü askerlerin iktidarı devirme ve şeriatçı düzeni kurmak için başlattıkları darbe girişiminin bugün 3. yıldönümü.
Ülkeyi 15 yıl yöneten AKP hükümetinin o günkü Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, sık sık basında ve televizyonlarda darbe ler dönemlerinin geride kaldıklarını söylemesine karşın, tanklar  sokaklara çıkmış, iktidarı devirmek için düğmeye basılmıştı. 
Önce 16 Temmuz 2016 günü askeri darbe ile iktidarı ele geçirmek isteyen grubu iyi tahlil edilmelidir.
Fetullah Gülen denilen ilkokul mezunu bir din görevlisi, cumhuriyet düşmanı Said-i Nursi’nin yanında yetişti.  Din adamı kisvesi ile devlet içinde görevler aldı, daha sonra diğer nurcu cemaatlerden ayrı olarak İzmir de diyanete bağlı camilerde imamlık yaparken, çevresine topladığı cemaat ile etkisini büyüterek dinci çevrelerde ünlendi.
Gülen’in şeriat düzeni kurmak için 1970’lerde başlattığı bu hareketi, islamcı bir toplum yaratmak ve ülkeyi dine dayalı bir devlet olarak yönetilmesini sağlamaktı. Önceleri “Yeşil Kuşak” denilen ABD projesinde görev aldı. Amaçları Sovyet rejimini yıkmak için müslümanlığı kullanmaktı. Türki devletlerinde nur okulları açtı.
Bunun için, kendini ‘sevgi ve hoşgörü’ adamı olarak tanıttı.
Yaptığı konuşmalarda demokrasi havariliği yaparken, eğitimin ve barışın gönüllüsü görünerek gizli stratejiler çizdi.
Türkiye de birçok aydın bu hareketin tehli kelerinden söz ettiler, kitaplar yazdılar, ilgilileri uyardılar.
Kökü ABD’de olan bu örgüt, din adına sahneye çıkmış, din devleti kurmak için çalışmalar başlatmıştı. Son hedefe varmak için, önce okullar aracılığı ile öğrenciler yetiştirip, faaliyetler yaptılar. 
Himmet adı altında, saf müslümanlardan topladıkları paralarla, yurt içi ve dışında açtıkları okullarda, “Altın Nesil” gençlik yetiştirmek için çıktıkları yolda büyük ilerleme kaydettiler. 
İkinci hedefleri askeri okullardaki öğrencilerdi. Çünkü hedefe ulaşmak için orduyu ele geçirmekten başka çare yoktu. Orduyu içten ele geçirmek için de açtıkları hücre evleri olan, ‘Nur evleri’ni kullandılar.
Kimi sağcı, kimi solcu, kimi milliyetçi, türkçü oldular. 
Abileri ile askeri öğrencilerini nur evlerini çeke rek yetiştirdiler. Okullarında yetiştirdikleri öğrencileriyle devleti içten kuşatmaya başladılar. 
Adliyeye, maliyeye, emniyete, üniversitelere, istihbarata, kısaca devlete sızdılar.. 
Bürokrasinin kritik yerlerine yerleştiler.
2002 tek başına iktidar olan AKP’nin gizli ortağı oldular.
Çünkü islamcı kökten gelen Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar olabilmesi için bu eğitimli güce ihtiyacı vardı.
‘Alnı yere değen müslümandan zarar gelmez’ diye düşünüyorlardı. Onlara devletin en önemli yerlerinde görevler verildi.
Bir çoğunu milletvekili yaptılar. 
Atatürkçü subayları, ‘Ergenekon’, ‘Balyoz’ gibi düzmece davalar ile ‘darbe yapacaklar’ diye tutuklatıp ordudan tasfiye ettiler. 
AKP iktidarı bu insanlara büyük acılar yaşattı.
Yerlerine fetocü subaylar yerleştirildi..
Kendi ayaklarına kurşun sıktıkları hatırlatılsa da, hatırlatan aydınları da tutukladılar.
AKP sayesinde büyük güç haline gelen Fetöcüler, orduyu da ele geçirdiler. 
İktidarın elinde oynatan Gülen, son darbeyi 15 Temmuzda vurdurma kararı aldı.        Devamı Yarın
 



Diğer Yazıları