HİÇBİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİLDİR

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

İnsan olarak geçen zamanı düşünürken yeni hedefler söz konusu olunca artık bizden geçti deriz. Birtakım güzel işlerin yapılması için niçin zaman geçsin? Yaşımızın ilerlemiş olması bizi üretim alanından uzaklaştırabilir mi? Eğer biz istersek!
Geçmiş yıllarda ortalama insan ömrü elli, altmış kabul edilirdi. Sonraları tıp alanındaki gelişmeler insan ömrünü yetmişlere, seksenlere hatta doksanlara taşıdı. İnsanoğlu artık yapacakları için yaşım geçti gerekçesine sığınamaz. Hangi alanda olursa olsun, yaşı seksenlere, doksanlara dayanmış nice sanatçı, bilim insanı hâlâ üretimini sürdürüyor. Onurlu, mutlu ve özgür bir dünya için var güçleriyle çalışıyorlar.
Dünya’da ve ülkemizde seksenini geçmiş nice genç delikanlılar karanlığı aydınlatmak adına küçük de olsa bir mum yakmayı başarmışlar. Üretici çabayı sürdürmek, o insanları hep dinç ve genç kılmıştır. Deneyimlerini ve birikimlerini bu dünya insanları için kullanmak onlar için temel hedef olmuştur.
Biraz geçmişi de düşünürsek İnönü’den, Kazım Taşkent’ten, Celal Bayar’a kadar birçok yurttaşlarımızdan söz edebiliriz. Günümüzde HilmiyeÇığ’dan Hayrettin Karaca’ya; Halil İnalcık’tan Turgut Özakman’a; Aydın Boysan’dan Yaşar Kemal’e varıncaya dek nicelerinin adını anabiliriz.Doksanına dayanmış Sümer kraliçesi bir kenara çekilip benim işim bitti demiyor. Hayrettin Karaca gelecek kuşaklara güzel bir dünya, yaşanası bir doğa bırakmak için sürekli uğraş veriyor.
Aydın Boysan, altmış yaşından sonra yazmaya başlamış, bugün sayısız eserin sahibi olmuştur; ama yine de tamam deyip dinlenmeye geçmemiş, yeni eserler için çalışmalarını sürdürmektedir. Yaşar Kemal, ilerlemiş yaşına karşın ölünceye kadar yeni romanlar meydana getirmiştir. Halil İnalcık, daha işim bitmedi, yazmak zorunda olduğum kitaplarım var, diyor. Turgut Özakman, seksen yaşını geçmesine karşın tarihimizle ilgili ölmez eserler vermeyi sürdürdü, son nefesini verinceye dek. Bizde bunlar olurken dünyada neler olmuş acaba?
Polonyalı ünlü piyano virtüözü olan ArturRubinstein, en büyük resitallerden birini seksen dokuz yaşında vermiştir. Bir sanatçı en deneyimli, en birikimli dönemini ürün vererek geçirebiliyorsa o toplum için mutlu ve aydınlık bir gelecek var demektir. Lev Tolstoy “ Savaş ve Barış’ı ” yetmiş iki yaşında yazarak klasikler arasına girmeyi başarmıştır. Pasteur de ileri yaşına karşın gerçekleştirdiği kuduz aşısıyla insanlığa büyük hizmette bulunmuştur. Voltaire, insanların düşünce ufuklarını genişletme başarısı göstererek aydınlanma çağının hazırlayıcılarından olmuştur.
Ülkemizde mesleğinin doruklarında emekliye ayrılmış nice değerli insan birikimlerini ve deneyimlerini toplumla paylaşamadan öbür tarafa götürecektir. Çünkü onlara yeni kuşaklarla buluşma, bildiklerini onlara aktarma olanağı ve fırsatı sağlanmamıştır. Bu da devletin eksiği ve ayıbıdır.
Bütün olumsuzluklara karşın yaşı ilerlemiş ve emekli olmuş bizler ne yapabiliriz? İnsan olarak kendi çapımızda yapabileceğimiz kim bilir ne çok şey vardır; eğer yaşama sevincimizi yitirmemişsek, hayallerimiz, hedeflerimiz varsa ve hepsinden önemlisi bunları yapmak istiyorsak ve sağlımız da yerindeyse! O zaman ne bekliyoruz. Gökyüzünde küçücük bir yıldız olup geceyi aydınlatmak için çaba harcayalım!



Diğer Yazıları