Ölmesi mi gerekiyordu?

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Bir ülkenin ana muhalefe partisinin gelen başkanına şehit cenazesinde yapılan linç girişimini bütün dünya an an izledi.
Kılıçdaroğlu canını zor kurtardı.
Ankara’nın Çubuk ilçesi, Akkoyunlu Köyünde o an devlet yoktu.
Devletin Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanları vardı ama bizim beklediğimiz   devlet yoktu.

Binlerce kişi, İçişleri Bakanının kışkırtması sonucu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tekme, tokat, yumruk ve dap ederek öldürmeye teşebbüs etti.
Kılıçdaroğlu, bazı çirkin suratlı insan müsvedde lerinin saldırısı sonucu darbeler aldı.
Eğer güvenliğinin sağlanması için götürüldüğü evin yolunda tökezleyip düşseydi, bilin ki öldürül müştü.
3-4 yakın koruma polise, bir subay ve birkaçjandarma arasında canını o eve girerek zor kurtardı.
Aynı şehidin cenazesine katılan Milli Savunma Bakanı eski Orgeneral Hulusi Akar, megafon ile yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’nu öldürmeye çalışanlara “Değerli Arkadaşlar!” diye seslendi.
Sonra, “Mesajınızı verdiniz, tepkinizi gösterdiniz” diye seslendi.
TSK’nın başında yıllarca görev yapmış biri, terör örgütleriyle savaşmış bir kumandan böyle mi seslenmeliydi?
Yazık.
Ya Jandarma ne yaptı orada?
Jandarmada topluluğu dağıtacak yeterli tecizat yok muydu.
Kılıçdaroğlu’nun çevresine toplanan, saldıran ve vuranlara göz yaşartıcı sprey bile sıkılmadı.
Sıkılmış olsaydı genel başkanın çevresi boşalırdı can güvenliği artardı.
İyi ki Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya oradaymış.
Yoksa sonuç çok acı olabilirdi.
Bunların hepsi bir yana, Kılıçdaroglu’na saldırıp yumruk vuran o kirli yüzlü kişi, olaydan sonra kaçmış, Sivrihisar da yakalanarak gözaltına alındı.
Onunla birlikte gözaltına alınan 9 kişiden 8 i hemen salındı, bir o kirli yüzlü adam kaldı içeride.
O da 24 saat geçmeden salındı.
Türkiye günlerdir bunu konuşuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kılıçdar oğlu’na geçmiş olsun bile demedi.
Bu davranışlar, seçimler öncesinin dili linç girişimin yaşanmasını neden oldu.
Birçok kez bu dilin yakıcı ve yıkıcı olduğunu yazdım.
Benim yazılarımı okuyanlar bunları anımsarlar.
Bizlere neler oldu böyle.
Birlikten beraberlikten söz edenler, ülkede birlik ve beraberlik bırakmadılar.
Kin ve nefret kustular.
Ne beklenebilirdi ki?
Hala konuşuyorlar.
“Gitmeseydi” diyorlar.
“CHP’lileri şehit cenazelerine görmek istemiyo ruz” diyorlardı.
Kışkırtıyorlardı...
Bu kişiler bu ülkenin yöneticileri olamazlar.
Biran önce görevlerini bırakmalılar.
Ana muhalefet partisi ile barışması böylesi bir linç girişimde bile gösteremeyen ülkenin tek adamı ne yapmak istiyor?
Bu gidiş zaten bitirmiş olan ekonomi ile daha da kötüleşecektir.
Herkes, aklını başına devşirmek zorundadır.
İçte bekleyen vampirler, dışta aç kurtlar tökezlememizi bekliyor.
Dolar yeniden 6 liraya çıktı, zamlar insanımızın belini büktü, çaresizlik kol geziyor.
Biz hala birbirimizi yiyoruz.
Yeter artık, yeter.
 



Diğer Yazıları