31 Mart Seçimleri ve Sonrası

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Yıllardan beri seçimler öncesinde demokrasi, sandık, mili irade sözlerini duyduk; ama her nedense bir türlü bu sözlerin gerçekleşmediğine de tanık olduk. Birileri kendi çıkarlarına göre bu durumu değerlendirdi her seçim sonrasında. Siyasilerin dilinden “Milli iradeye saygı duymak gerekli, en büyük yargıç millettir, milletin karşısında durulmaz” gibi inciler döküldü.

Geçmişte, yüksek seçim kurulu sonuçları açıklamadan birileri seçimi kazandık, deyip balkon konuşmaları yapmaktan çekinmedi. Hatta daha da ileri gidildi itiraz olunca “Atı alan Üsküdar’ı geçti” gibi atasözlerini kullananlar da oldu. O zamanlar yetki sahibi olan seçim kurulları her nedense gerekli tepkiyi gösteremedi. Neden acaba?

Gelelim 31 Mart seçimlerine…İktidar bütün devlet olanaklarını ve medya gücünü kullanmasına karşın umduğunu bulamadı. “Sandıkları patlatın, bir Osmanlı tokadı atın, derslerini verin” gibi sözler söylendi. Fakat bunlar etkili olmadı. Sandıklar patladı, Osmanlı tokadı atıldı; ama kime?

İktidar partisi AKP ve ittifak yaptığı MHP bu seçimde hayal kırıklığına uğradı. Böyle bir yenilgiyi beklemiyorlardı. Ekonominin halk üzerindeki olumsuz etkisini, milletin sıkıntılarını, işsizliğin toplumu bunalttığını hiç hesaba katmadılar. Sandılar ki herkesin kendileri gibi tuzu kuru. Yanıldılar, topluma kendilerini inandıramadılar. Yaşanan gerçekleri gizleme başarısı gösteremediler. Onlara göre ülke güllük gülistanlıktı; ama halk için durum hiç de öyle değildi. Konuşacak, anlatacak bir konuları olmadığı için seçime beka ile başlayıp onu bekayla bitirdiler. Gerçekten böyle bir sorun varsa bunun sorumlusu kim? Bunu ne düşünmek ne de sorgulamak istediler. Yaratılan hayali düşmanlar- Fetocular, teröristler, dış güçler- her türlü kötülüğü ülkemize yaptı; ama iktidar sahipleri hep masum ve hep suçsuzdu. Sonuç iktidar, sonun başlangıcını yaşıyor. Bu gerçeği kimse değiştiremez. Tencerenin halk için ne kadarçok önemli olduğu ortaya çıktı.

AKP ve MHP ittifakının sayısal anlamda oy oranları yüksek olmasına karşın büyük kentlerin belediye başkanlıkları ellerinden gitti. Hiç böyle bir sonuç beklemiyorlardı. İstanbul için kazanılmış gözüyle baktıkları için teşekkür afişlerini bile hazırlamışlardı çok önceden.

İktidar güçleri şimdi bir panik içinde… Neden? Şimdiye dek büyük şehir belediyelerinin gelir muslukları yandaş şirketlere, vakıf ve tarikatlara akıtılıyormuş. Bunu basından öğreniyoruz. Artık bu nemalanma olayını gerçekleştiremeyecekler. Kızgınlık ve öfkelerinin nedeni bu… Arpalıklar ellerinden gidiyor.

Seçim kurulları yapılan itirazlara farklı değerlendiriyor. Kimi itirazlar kabul, kimileri reddediliyor. Gerekçe pek belirtilmiyor. Yasalar sana farklı bana farklı mı işler? Ülkenin her yerinde aynı uygulama olmaz mı? Bir yarışta kazanmak da var yitirmek de. Çağdaş insan kazandığında nasıl kutlanmasını istiyorsa yitirince de kutlamasını bilmeli. Bu günlerde toplumumuzun en çok buna gereksinimi var. Dileriz bu gerginlik daha fazla sürmez



Diğer Yazıları