Sanatçı müsveddeleri ...

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Türkiye’de milyonların sevgilisi olan iki mizah ve tiyatro sanatçımız Metin Akpınar ve  Müjgat Gezen, geçtiğimiz günlerde Halk Tv.de yapılan bir söyle şideki sözleri nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hışmına uğradı.
Cumhurbaşkanı milyonların sevdiği sanatçıları “Sanatçı görünümü altındaki müsveddeler” dedi ve savcıları göreve çağırdı. Ertesi gün savcılar polis göndererek iki sanatçı sabahın erken saatinde Adliyeye götürerek ifadeleri alındı. Yurt dışına çıkma yasağı kondu, her hafta karakola gidip imza atacaklar.

Türkiye de sanata ve sanatçıya bakış açısı bu.
Devletin en yüce makamında oturanlar böyle derken, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal, sanatçılar için ne demiş bakın: “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz... Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız.”
“Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.”
Sanatçı uyaran, eleştiren, gerektiğinde yol gösteren, kendi ağlarken gülen, toplumun göz bebekleridir.
Sanatkarlar muhaliftir.
Muhalliflikleriyle dikkat çekerler, uyarırlar.
Bizim Cumhurbaşkanımız muhalifliği hiç sevmiyor.
Biat eden, kendini eleştirmeyen kişiler istiyor. Toplumu da bu yönde oluşturmaya çalışıyor.
Çevresinde de eleştirenler olmadığı için yaptığı hataları göremiyor.
Kralların, hükümdarların, padişahların, sultanların, diktatörlerin çevrelerini dalkavuklar, saray soytarıla rıları, yağcılar çevirir.
Her yaptıklarının güzel olduğunu, doğru olduklarını söylerler... El pençe divan dururlar çevrelerinde.
Bu nedenle gözlerine perde iner, hataları göremez ler.
Muhaliflerinin cezalandırılmalarını isterler, taham mülsüzleşirler.
Bir zamanlar AKP’li bir belediye başkanı parklara konan heykellere bakıp; “Tükürürüm ben böyle sanatın içine” demişti.
Cumhurbaşkanımız da bir yontucunun yaptığı bir heykele “Ucube” demişti. 
Unutuldu mu?
Unutulmaz.
Sanatkar azarlanamaz, hedef tahtasına konmaz, yurt dışına çıkışı yasaklanmaz.
Karakollara gidip imza vermezler.
Bunlar ayıptır.
Ne demiş Gazi Paşa, “Sanatkar eli öpülecek kişidir.”
Anlayana...
KARAKOLDA İFADE VERDİK
Dün sabah telefonuma gelen bir mesaj sonucu karakola uğradım.
İmzalanacak bir belge olduğunu sandım.
Meğer değilmiş.
Basın Savcılığından gelen bir emir ile ben ve eşim, “Yargılamayı etkileme teşebbüsü”nden dolayı ifade verecekmişiz! 
Konu neymiş diye merak ederken, görevli polis kardeşimiz evrakları okudu.
Anladım. 
“22 Kasım günlü gazetemizde yazdığım, “Savcılık Refik Yılmaz’ın ifadesini alacak” başlıklı haber ve 22-23 Kasım günleri yazdığım aynı konulu köşe yazıla rımda yargılanması başlamayan, ifadesi bile daha alınmayan Refik Yılmaz konulu haber ve yazılarımı savcılık ‘Adli Yargılanmayı etkilemeye teşebbüs” saymış.
Konu, Belediyenin arsalarının satışını yargının bozması, arsaların ihale yoluyla satılmasının istenme siydi oysa. Şikayet konusu Belediye Başkanı Refik Yılmaz’ın kamuyu zarara sokma, görevini yapmama iddiasıyla hakkında işlem yapılması istemekti. 
Şikayetçi ise eski MHP ilçe Başkanı Osman Durdu idi. 
Danıştaya açtığı davada, Bakanlığın sorgulama yapılmaması kararını bozmuş, yargılama yolu açılmıştı.
Gelinen noktada bizler görevini yapan gazeteciler idik. Doğru haber yaptık. Yargıyı etkilemediğimizi, görevimizi yaptığımızı söyledik.
Gazeteci olmak böyle bir şey iste.
Saray soytarısı olmak değildir gazetecilik.



Diğer Yazıları