BENİM GERÇEK ÖĞRETMENLERİM!

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Öğretim yaşamımız boyunca pek çok öğretmenimiz olmuştur. Dört duvar arasında, belli zamanlarda hayatta kullanacağımız birtakım bilgi, beceri ve davranışları bize kazandırmış, bizi hayata hazırlamış değerli, nice öğretmenlerimiz vardır. Bize verdikleri emek nedeniyle hepsine minnet borçluyuz.

Hayatta bizi eğiten, geleceğe hazırlayan başka öğretmenlerin de olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi? Ben, gerçek öğretmenlerin daha doğrusu eğitimcilerin hep göz ardı edildiğine inanmışımdır yıllar boyu. Hepimiz ilköğretim, lise ve üniversitede yıllarca tarih dersi gördük, hangimiz adam gibi doğru dürüst tarih anlayışına ve bilincine ulaşabildik? Benim gerçek tarih öğretmenlerim en başta büyük Atatürk, Doğan Avcıoğlu, Turgut Özakman, Hail İnalcık gibi tarihçiler olmuştur.  Atatürk’ün eseri  “Söylev’i “ hâlâ döner döner okurum. Bu değerli öğretmenlerin eserlerini okudukça Osmanlı ve Türk tarihi ile Dünya tarihi hakkında biraz olsun bilgi sahibi olabildim. Az da olsa tarih bilincim oluştu, olayları birbirine bağlayabildim, sebep ve sonuç ilişkilerini kavrayabildim.

Gelelim edebiyat sevgimin oluşmasına; Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Sait Faik, Kemal Tahir, Fakir Baykurt, Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Yakup Kadri, Reşat Nuri gibi yazarlar benim edebiyat sevgimi, roman ve öykü hakkındaki düşüncelerimi geliştiren ve olgunlaştıran gerçek öğretmenlerimdir. Bunlar sayesinde sözcük dağarcığım zenginleşti.

Şiiri çocukluğumdan beri sevmişimdir. Benim için ekmek ve su kadar önemliydi. Gönlümdeki şiir sevgisinin yeşermesi Orhan Veli, Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Can Yücel, Cemal Sürayya, Behçet Necatigil gibi şairler sayesinde olmuştur. Şiire olan tutkunluğumu geliştiren gerçek öğretmenlerimdir bu şairler.

İlk gençlik yıllarımın hayallerini süsleyen Cengiz Aytmatov, betimlemeleriyle, sözcüklerle resim yapılabileceğini kavratan Mihail Şolohov, insanın bilinç dünyasının fotoğrafını çekme başarısı gösteren bir Dostoyevski, çocukluğumu ve gençliğimi yeniden yaşatan John Steinbeck beni hayata hazırlayan en değerli öğretmenlerimdir. Emil Zola hayata farklı bir gözle bakmamı sağlayan bir büyük öğretmen.

Felsefenin ne olduğunu ben Orhan Hançerlioğlu ve Macit Gökberk’ten öğrendim. Hayata bakış açımı, görüş ufkumu hep onlar sayesinde geliştirdim. Sokrates’i ve Eflatun’u tanıdıkça gözlerimdeki perde yavaş yavaş açıldı. J.J. Ruso’ da adalet kavramının ne olduğunu anladım. Montagine bir güneş gibi sevgi ve hoş görüyü saçıyordu geçmişten geleceğe. Bunun sayesinde içimde güller açıyordu.

Yunus Emre ve Mevlana’da insan sevgisinin kaynağına ulaştım. Karacaoğlan karşılıksız aşkı fısıldadı kulağıma. Direnmeyi, mertliği Köroğlu, Dadaloğlu ile Pirsultan’da gördüm.

Sıcacık insan sevgisini Sabahattin Eyuboğlu, Azra Erhat, Cevat Şakir Kabaağaçlı uzun uzun ve bıkmadan usanmadan anlattı bana. Bununla yetinmeyip mitolojinin derin dehlizlerinde onlar sayesinde kaybolup gittim.  Çok şey borçluyum bu öğretmenlerime. Hiç karşılık beklemeden beni iyiye güzele ve doğruya yönelttiler. Kolay kolay ödeyemem haklarını onların.

Benim o kadar çok öğretmenim oldu ki hangi birini anlatayım. Bunlar sadece aklıma geliverenler. Sizin de mutlaka pek çok öğretmeniniz olmuştur. Dileğim bu öğretmenler ve benzerleri evlerimizde konuk olsun, ömrümüz boyunca bizi yalnız bırakmasınlar.