DEVRİMCİ ATATÜRK

Ürer Konak Profil Resmi
Ürer Konak

Yitirişimizin üzerinden 80 yıl geçti.... Büyüklüğünü her geçen gün daha iyi anlamaktayız... Dünyanın insana şaşkınlık veren eseri T.C. ni kurması, bağımsızlığımızı sağlaması, devrimleri gerçekleştirerek uygar devletler arasına sokması her ölümlünün yapabileceği işler değildir. Yarattığı eser İngiliz, Fransız ya da Rus devrimcilerinin eserine hiçbir bakımdan benzemez. Bu ülkelerden hiçbiri dile, yazıya dokuna bilmeyi akıllarının uçundan bile geçirmemiştir. Ne ünlü İngiliz devlet adamı Cromwell, ne Fransız Robespierre ve ne de Lenin ile arkalarından gelenler, önderlik ettikleri ulusu, bilim felsefesi, düşünce yöntemi, kısaca söyle mek gerekirse alın yazılarını değiştirme yoluna götürmeye cesaret edememişlerdir. 
Atatürk, bunu yapan ve büyük bir başarıyla sonuca erdiren eşsiz kişidir. Sivas kongrelerinde “Amerikan Mandacı lığı”nı savunanlara karşı, hem de büyük çoğunluğun savun duğu bu düşünceyi reddederek Misak-ı Milli’yi tüm dünyaya ilan etmiş, sonra da uzun mücadeleler sonunda tüm dünya ya kabul ettirmiştir. Bağımsızlık o’nun en büyük karakteridir. Türk ulusunun onurunu herşeyin üstün de tutardı, ödün vermezdi bu konuda. Bir anıyla bunu perçinleyelim. “İnönü İtalya’ya bir seyahat yapacağı sırada Atatürk: - Sen Türkiye’nin başbakanısın. Mussolini’de İtalya’nın başbakanıdır. Arada hiçbir fark tanımayacaksınız” demişti.  “Yolda idik. İlk veri len program da  Mussolini tren istas  yonuna gelmiyordu. İnönü, Roma’da yerleşince kaşılıklı ziyaretler yapılacaktı. Türk heyeti eğer program değişmezse yarıyoldan memlekete dönüleceğini İtalya yöneticilerine haber verdiler. Trende bir telaştır, paniktir gitti... Roma’ya vardığımız zaman İtalyan Başbakanı Mussolini, sırtında resmi frakı (elbisesi), başında silindir şapkası ile Türkiye Başbakanı’nı bekliyordu...” (Kahraman Yusufoğlu, Çankaya Yolunda, Yılmaz Yayınevi-İstanbul 2015, Syf 133) 
Yabancı ülkelere veya uluslararası konferanslara giden arkadaşlarına:   - Sesiniz benim se simdir, unutmayınız, derdi. Herkes de ona hesap vereceğini bilerek protokol ve saygınlık eşitliği üzerinde titiz davranırdı. Günümüzde bu ilkelere ne kadar uyulduğunu söylemek biraz güç olsa gerektir... 
Ülkenin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve bağımsız bir ülke haline gelme si için o’nun döneminde gerçekleşti rilmiş olan dönüşüm ve değişimler çok büyüktür. Laikliğin kabulü, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması, medrese, tekke, zaviye ve şeri mahkemelerin kapa tılması, dini hukuk kurallarının kaldırıl ması, medeni hukukun kabulü ile başlayan bir seri devrimler gerçekleştiril meye başlanmıştır. Çok kadın almak kaldırılmıştır. Çağdaş aile düzeni benimsenmiştir. Yeni yazı Arap harflerinin yerini almıştır. Yeni giyim tarzı benimsendi. Batı takvimi, ölçüler değiştirildi. Ekonomik bağımsızlığımızı sağlamak için fabrikalar açıldıMadenler aranmaya, demiryolları yapılmaya başlandı. Bunların hepsi kısa bir yaşam süresi içine sığdırıldı. 
Son siyasal zaferi ve başarısı bir damla Türk kanı akıtmadan yalnız diplomatik görüşmeler ve anlaşmalar sonucunda tüm Hatay’ı sınırlarımız içine katması olmuştur. 
Mustafa Kemal bunları yapar ve büyük bir başarıyla sonlandıran büyük bir dehadır. Tüm yaptıklarını “Milletin bağrında temiz bir nesil yetiştiriyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak” diyerek emanetini Türk gençliğine bırakmıştır.... 
Rahat uyu Atam! Türk gençliği emanetini sonsuza dek yaşatacaktır...