Cumhuriyet

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. yılını ulusca, coşkuyla kutluyoruz.
Birinci Dünya Savaşı sonucu, topraklarının işgal edilmesi ile 600 yıllık imparatorluğun yıkılışı ile Mustafa Kemal tarafından başlatılan bağımsızlık savaşı kazanılarak yurdu işgal eden güçlerin kovulmasından sonra yeni bir devlet kuruldu.
Bu devletin kurucusu Mustafa Kemal, devletin adının Türkiye Cumhuriyeti olacağını ilan etti. 29 Ekim 1923 günü Büyük Millet Meclisine verilen kanun teklifi, büyük coşkuyla kabul edildi.

Kurtuluş Savaşının başarıyla sonuçlan masından sonra Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisinin Başkanı ve Başkumandan olan Mustafa Kemal, yeni kurulacak devletin adının artık Osmanlı olmayacağını, egemenliğin halk idaresi ile belirleneceğini yakın arkadaşlarına söyledi.
Meclise sunulan bir kanun teklifi ile ve 600 yıllık mutlakiyetle yönetilen imparatorluk yerine, yeni devletin adı Türkiye Cumhuriyeti oldu. (29 Ekim 1923)
Lozan görüşmeleri sırasında padişahlık makamını da muhatap alınmasının istenmesi üzerine mecliste masaya yumruğunu vurarak, sıranın üzerine çıkıp, sesini yükselterek, “Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim gereğidir diye, müzakere ile verilmez.
Hakimiyet, saltanat, kuvvetle, kudretle ve zorla alınır.
Osmanoğulları, zorla Türk milletinin hakimiyetine ve saltanatına el koymuşlardı. Bu tasallutlarını altı yüzyıldan beri sürdürmüşlerdir.
Şimdi, Türk milleti, bunlara haddini bildirerek, isyan ederek, hakimiyet ve saltanatını fiilen kendi eline almış bulunuyor.
Söz konusu olan, milletin eğemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir... Zaten var olan bir hakikat kanunla ifadeden ibarettir.
Bu mutlaka olacaktır.
Burada toplananlar meseleyi doğal olarak karşılarsa, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, hakikat yine usulüne uygun olarak ifade edilecektir.
Fakat ihtimal, bazı kafalar kesilecektir.” diyerek, meclis içindeki saltanatçılara bir mesaj verip, egemenliğin halka ait olduğu nu hatırlatmış ve uygulamıştır.
Kurtuluşumuzun mimarı Mustafa Kemal, Cumhuriyet için; “Benim en büyük eserim” diyordu. Bu eserinin korunması görevini ise Türk gençliğine verdi.
“Ey Türk Gençliği!
Birinci ödevin, Türkiye Cumhuriyetini, sonsuza değin korumak ve kollamaktır!” diyen büyük kurtarıcı, devletin yönetim şeklinin belli olmasından sonra ülkeyi çağ daş medeniyetler düzeyine çıkarmak için devrimler yapmaya başladı.
Önce din ile devlet işlerini birbirinden ayırdı, tekkeleri, zaviyeleri, medreseleri kapattı.
Ölçüde, giyimde, takvimde, ekonomide, eğitimde yaptığı yeniliklerle ülke genelinde kalkınma seferberliği başlatıldı.
Arap alfabesi yerine Latin alfabesi kabul edilerek, halkın okuma yazmayı kolay öğrenmesi için atılımlar başladı.
Cehaletin azaltılması için latif alfabesini kabul edilerek, Halk okulları açıldı, kendisi kara tahtanın başına geçerek halka yeni alfabeyi öğretti.
Eğitimde birlik yasasını çıkararak, bir yanda arap alfabesiyle yapılan eğitime son verildi. 
Bugün bu Cumhuriyeti sulandıranlar ve yıkarak yine eskiye döndürmek isteyenler vardır. 
Ancak, bunu başaramayacaklar
Zafer her zaman Mustafa Kemal gibi düşünenlerin olacaktır.