Eski Ramazanlar

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Bir ramazan ayını daha yaşıyoruz.
Ramazan dendiğinde hep çocukluğumun ramazanları gelir aklıma.
O günlerin Gemlik’i bugünkü kadar büyük değildi.
10 binlerdeydi ilçede yaşayanlar.
Kentin yerleşimi bugünkü Madodan, Lise Caddesi ve çevresiyle sınırlıydı.  

O günlerde Cumhuriyet Mahallesi, Hamidiye Mahallesi, Kayıkhane ve  Çevre Yolunun etrafın dan yapılaşma yoktu.
Gemlik Kurtuluş Savaşı’ndan sonra boşal mış, ilçeyi terkeden rumların yerine çevre köy lerde evleri yakılan, evsiz kalanlar ve mübadele ile Gemlik’e Girit ve Yunanistan’dan göç edenler gelerek yerleşmesiyle oluşmuştu.
Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra nüfus yavaş yavaş arttı.
Halk zeytincilik, ticaret ve balıkçılıkla geçinir di. 
Sanayi, birkaç yağ fabrikası, Alemdarlar ve Kafoğlu sabun işletmeleri, sanayi olarak da Atatürk’ün 1 Şubat 1938 de açtığı Sunğipek’ten ibaretti.
Kentte yaşayanlar birbirini çok iyi tanırlardı. 
Evlerin büyük çoğunluğu rumlardan kalma 2 veya 3 katlı ahşap yapılardı. 
Bir çoğunda elektrik ve su yoktu. 
Gaz lambaları ile aydınlanılır, mahalle çeşme sinden doldurulan kovalarla ihtiyaçlar giderilir di. Evlerin çok azında banyo, mutfak gibi bölümler vardı.
Isınma, ördek soba veya sobacıdan alınan teneke sobalarla sağlanırdı.
Tabi magalları da unutmamak gerekirdi.
Kentin merkezi Balıkpazarı kahvehanelerinin bulunduğu yerdi.
Siyasi parti binaları, gençler kahvehaneleri, spor kulüpleri, bilardo salonları, bakkallar, pastaneler ve sinemalar Balıkpazarı çevresinde toplanmıştı.
Türkü gürcüsü, lazı, muhacırı, pomağı hepsi Balıkpazarı’nda buluşurdu.
Yaşam Balıkpazarıydı.
İşte bu Balıkpazarı aynı zamanda Ramazan ların da en renkli geçtiği yerdi.
Ramazanda çocukluğumuzda orucu bir başında bir ortasında bir de sonunda tutar, 3 gün arkasına sıfır ekleyerek, 30 gün tuttuk der dik.
Ramazanın aklımda kalan en önemli sembo lü fırınlar ve pideydi.
Evlerde gün boyu süren yemek telaşı, topun patlamasıyla toplanılan sofranın çevresinde son bulurdu.
 Ertesi gün aynı telaş yine yaşanırdı evlerde.
Ramazan öncesi hazırlanan tarhanalar, mahalleliyle birlikte açılan yufkalar, yapılan tatlılar görülmeye değerdi.
Bu günkü Çamlık denen yerden patlatılan topu izlemek için Atatürk İlkokulu’nun duvarla rının önünde toplanıp, topun ağzından çıkan sesi ve ateşi gördükten sonra “Top patladı”, “Top patladı” diye bağırarak evin yolunu tutardık.
Yemekten sonra babamızın peşine takılıp Balıkpazarı Camiinde gidilen teravi namazları, çıkışta Yahya Kaptan’ın köşedeki kahvehane sinde oynanan tombala çekilişini pencereden izlerdik.
Büyük ikramiye olan halının kime çıkacağını, çinko, minko derken, heyecanla beklenen tom balayı kimin yapacağını görüp evin yolunu tutar dık.
 Bugünkü ramazanlar bu nedenle bana renksiz geliyor. Yine de ramazan sosyal yaşamımızı renklendiriyor.
 



Diğer Yazıları