GERÇEKLER ACITIR YÜREĞİMİZİ!

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Türk Ulusunun 95 yıl önce verdiği ölüm kalım savaşının zaferle noktalanmasından sonra ilan edilen cumhuriyet, insana yakışan en güzel yönetim biçimiydi. İşte bu nedenle bu günü bayram olarak kutluyoruz. Bu zor günleri yaşımız gereği birçoğumuz görmedik; ama okuyarak tarihimizi öğrenebilirdik, bunu da yapmadık. Yapmadığımız için o günlerin değerini ve anlamını bilemiyoruz.

Bağımsız ve özgür yaşamayı bize armağan eden binlerce kahramanın adını bile anmaz olduk. Dünyanın örnek gösterdiği büyük kurtarıcıyı yok sayıp yaptıklarını görmezden geldik. Bunlarla yetinmeyip Atatürk’e ve onun silah arkadaşlarına saldırmanın dayanılmaz hırçınlığını yaşadık.

Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye’nin pusulası bağımsızlık ve uygarlık yolundan saptırılarak ülke tutsaklığa ve çağdışı bir yöne götürülmek istendi. 1950 yıllarında başlayan hareket 60 ve yetmişli yıllarda da devam etti.

80’li yıllardan sonra başlayan özelleştirme furyasıyla Cumhuriyet döneminin kazandırdığı kurumları yok pahasına elden çıkardık. Yabancı sermayeyi ülkeye davet ederek ülke ekonomisinin talan edilmesine destek verdik. Böylelikle ekonomik bağımsızlığımız elden gitti. Ülkeyi yönettiğini sanan siyasi iktidarlar bol bol borç yaptılar, hele hele AKP iktidarı cumhuriyet dönemlerinin yaptığı borcu üçe dörde katlama başarısı gösterdi. Böylelikle ulusun mali tutsaklığı daha da artırıldı.

 İnsan hakları ve özgürlükleri öteleyerek adaletin terazisini bozduk, laiklik anlayışını şeriatla birleştirmenin yollarını aradık. Çağdaş yaşama ortaçağ giysilerini giydirmeye çalışarak amacımıza ulaştığımızı düşündük. Ulusal bayramların kutlanmasını engelleyerek tarihimizin unutulmasını sağlamayı bir hüner saydık. TC’yi kaldırmakla amacımıza bir adım daha yaklaştığımızı büyük bir gururla ifade ettik.

Ulusal bayram günlerine denk gelecek şekilde kutlu doğum haftaları icat ettik. Bu uygulama kesmedi, camiler haftası ardından kim bilir imamlar haftası, cemaatler haftası, tarikatlar haftası, Said-i Nursi haftası gibi haftalar icat edileceğini söylemek için kâin olmak gerekmiyor herhalde!

Yurt dışına giderken pasaportunuza baktıklarında kimliğiniz soruluyor. Hangi ulustan olduğunuzu bildiriyorsunuz. İngiliz, İngiliz vatandaşı; Fransız, Fransız vatandaşı olduğunu söylüyor. TC’yi kaldırdığınız zaman sizin ulus kimliğiniz de ortadan kalkmıyor mu? Böyle bir durumda Türkiyeliyim mi diyeceksiniz? Böyle derseniz birileri size sadece münasip bir yeriyle gülümsemez mi?

Büyük Atatürk’ün “ Yurtta barış, Dünya’da barış” sözünü unuttuk. Uyguladığımız dış politikalarla komşularımızla düşman olduk.  Hızımızı alamadık halkımızı bile bir birine düşman etmenin yöntemlerini uygulamaya koyduk. Bu gün hem dışta hem içte bir batak içinde debelenip duruyoruz. Ne içte barış ne dünyada barışı gerçekleştirebildik. Bu durumu da ülkeyi yönettiğini sanan siyasi iktidara borçluyuz.

Eğitim sistemimizi bilimsel ve çağdaş özelliğinden soyutlayarak dinsel kurallara göre düzenleme gayreti içine girdik. Her yanımız imam okullarıyla dolduruldu. Hızımızı alamadık kız imam okullarının sayısını da arttırdık. Çünkü İslâm’da kadından imam var ya! Her şeyin reçetesinin dinde olduğunu düşündük. İlkokul ikinci sınıflara Arapça dersi koymayı uygun gördük. Bilim adamı yerine imam yetiştirmeyi yeğledik. İlköğretim okullarında öğrencilerin yıllardan beri söylediği andı söyletmekten vaz geçtik. Çocuklarımızı ezberci eğitim içinde iyi bir papağan durumuna getirdik. Düşünen, sorgulayan, araştıran birey yerine her söylenene inanan düşünme yeteneği köreltilmiş bireyler yetiştirmeyi amaçladık.

Bir ulusun geçmişinde yaşanan büyük olaylar o ulusun bireyleri için ders alınması gerekli olaylardır. Yeni yetişen çocuklara tarihimizi öğretemezsek kökleri kesilmiş, dalları kurumuş bir ağaca yani geleceği olmayan bir ağaca döneriz. Güçlü uluslar tarihini iyi bilen ve geleceğe emin adımlarla yürüyen uluslardır. Ama ne yazık ki ülkeyi yönettiğini sananların da birçoğu Türk tarihini yeterince bilmemektedir, öğrenmeye de niyetleri yoktur. Gerçekten cumhuriyetin can ve kan vererek kurulduğunu nedense akıllarına getirmezler. Türkiye cumhuriyetinin vatandaşlarına getirdiği haklardan ve özgürlüklerden yararlanırlar; ama bir taraftan da onu yok etmek için bir kurt gibi özünü kemirirler.

Bütün olumsuzluklara karşın ulusal bayramlarımızın özünü yeni kuşaklara mutlaka öğretmeliyiz ve bu ulusal bayramlarımızı daha coşkulu daha büyük katılımlarla kutlamanın çabası içinde olmalıyız. Gerçekten Atatürk’ten ve cumhuriyetten yanaysak Cumhuriyet bayramını, cumhuriyeti kuranlara ayyaş diyenlere inat meydanlarda daha büyük kalabalıklarla ve coşkuyla kutlamalıyız. Çok şey yapamıyorsak hiç olmazsa cumhuriyetimize sahip çıkmalıyız. Önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğimiz kutlamaların hazırlığını şimdiden yapmalıyız.  Bu güzel bayramımızı nice yıllar coşkuyla kutlamayı bir görev, bir sorumluluk olarak kabul etmeliyiz