“Hava kurşun gibi ağır”

Gürhan Çetinkaya Profil Resmi
Gürhan Çetinkaya

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Ankara’da halkın vekillerini toplayarak milli egemenliği ilan ettikleri gündür 23 Nisan 1920…

Egemenliğin kayıtsız koşulsuz millete verildiği gündür 23 Nisan 1920…

Çocuklar için bayram ilan edildiği gündür 23 Nisan…

Önceki gün;

Serin olmasına karşın bayram coşkusuyla içimizin ısındığı bir havada Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutladık.

Anıta çelenk koyarken Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri geldi aklıma;

"Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.".

35 sözcüklük bir cümlenin içeriği derya…

Çağrıştırdıklarını saysam ciltlerce ansiklopedi oluşur yine yetmez.

Kalp, vicdan, mevcudiyet sözleri ise ;

Fırtınalı bir havada gemisini kurtarmaya çabalayan kaptanın içinden geçenlerin bir bir denize dökülmesi gibi…

Toplum; bilinçli olarak eğitimsizleştirildi, kültüründen ve geleneklerinden uzaklaştırıldı. Kural tanımazlık, vurdumduymazlık, cehalet ve kaba kuvvet…

Öyle ki ;

Ekilen kin tohumları vatanı için canlarını feda eden şehit cenazelerinde dahi boy veriyor.

Anımsamak dahi istemediğim o fotoğraf milletçe vardığımız noktayı çok yalın biçimde ortaya koyuyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu evinde oturup keyifli bir emeklilik yaşamı sürmek yerine toplumun daha iyi koşullarda yaşaması için siyasal çalışmalar yapıyor.

İnsanlara dokunuyor.

Adalet için kilometrelerce yürüyor.

Çocukların adil, sağlıklı, aydınlık bir dünyada yaşamaları için çabalıyor.

Karşılığını ise yumruk olarak alıyor.

70 küsur yaşında bir insanın adı üzerinden yürütülen nefret söylemleri şiddete dahası linçe varan bir muameleye maruz kalmasına yol açıyor

Birileri insanı yoksulluğa, hukuksuzluğa, eğitimsizliğe itiyor.

Kamunun olanaklarını vakıf ve derneklere aktarıyor.

Alması gereken payın toplumu bölmeyi hedefleyen vakıflara gitmesine seyirci kalan hatta alkışlayan vatandaş bu duruma tepki göstereceğine kendi hukukuna sahip çıkana hakaret ediyor, linç etmeye kalkışıyor. Yetmiyor canını alıyor.

Nazım Hikmet

Deniz Gezmiş

Bahriye Üçok

Uğur Mumcu

Ahmet Taner Kışlalı ve daha nice değerler canları uğruna aydınlanma mücadelesinden geri durmadılar.

Kimi gencecik yaşında altından sandalyenin çekilip ilmeğin boynuna geçirilmesini göze aldılar

Kimi kalleş pusularda yaşamlarından oldular.

Kim için?

Ne için?

Olan biten aklıma geldikçe, yaşananlar bir film şeridi gibi gözümün önünde aktıkça içim acıyor.

Gözlerim kararıyor.