Egemenliği yaşatabilmek…

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
Cumhuriyetimizi kuran kadrolar ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak için Musta fa Kemal’in öncülüğünde, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara da toplanarak, ulusun makus tarihini değiştirecek kararlar aldı.
Mustafa Kemal, öncelikli olarak işgal altındaki yurdu düşmandan kurtarmak için Ulusal Kurtuluş Savaşı başlatılması için milletçe birlikte mücadele kararı aldı. 

Yurdun değişik yerlerinden gelen temsilciler, Mustafa Kemal’i başkomutan seçerek, büyük kurtuluş savaşını başlattı.
Büyük yokluklarla başlatılan Kurtuluş mücadelesi İnönü, Sakarya, Afyon ve büyük taarruz sonucu başarıyla sonuçlanarak 30 Ağus tos 1922 tarihinde işgalci güçler İzmir den denize dökülerek yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Kurtuluş Savaşı’nın başarı ile kazanılma sından sonra, artık bu topraklarda yeni bir    devlet kurmanın zamanı gelmişti.
Mustafa Kemal, 29 Ekim 1922 de TBBM’ cinin aldığı kararla Türkiye Cumhuriyeti dev letinin kurulduğunu dünyaya duyurdu.
Saltanatın yerine, halkın kendi kendini yönettiği rejim olan Cumhuriyet ilan edildi.
Egemenliğin kayıtsız koşulsuz halkta olduğu ulusca coşku ile kutlandı.
Saltanat sahipleri ise işbirlikçilerin gemileriyle ülkeden kaçtılar, Saltanatın kaldırılma sından sonra, Hilafet de kaldırıldı.
Din ile devlet işleri birbirinden ayrıldı.
İş birlikçi Şeyhülislam da yurttan kaçtı.
Bugün kutlayacağımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı ve Çocuk Bayramı, Musta fa Kemal ve arkadaşlarının ulusa ve çocuklara armağandır.
Bunun kıymetini bilmek zorundayız.
Cumhuriyeti taçlandıracak model demokrasidir.
Cumhuriyet olmadan demokrasi olmaz.
Cumhuriyet halkın idaresi olduğuna göre, ülkeyi halk adına yönetecek olanlar da halkın seçeceği kişilerdir.
Siyasi partiler bunun için vardır.
Halk adına ülkeyi yönetmeye talip olan kadroların barındığı yerler siyasi partilerdir.
Siyasi partiler, halk adına ülkenin bütünlüğünü korumak, özgürlüğü, adaleti ve demokrasiyi geliştirmek, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için vardırlar.
 Cumhuriyet yokluklar ve sıkıntılar içinde, halkın fedakarlığı, yönetici kadroların azmi ile kuruldu.
Bunu korumak ise siyasi iktidarların görevidir. İktidarlar ülkenin birlik ve beraberliğini sağlamak zorundadır.
Halklar arasında ayrımcılık yapamazlar. 
Halkın bir bölümünü ötekileştiremezler.
Bizden olanlar, olmayanlar diye bölemez ler.
Kendileri gibi düşünmeyenlere, illet veya zillet yaftasını yapıştıramazlar, kendilerinden başkalarına oy verenler için, Beka sorunu var diyemezler.
Bunun adı o zaman Cumhuriyet olmaz.
Cumhuriyetin özünde demokrasi vardı.
Demokratik cumhuriyet çağdaş devletin özüdür.
Tek adamın yönettiği rejimin adı ise diktatörlüktür.
Cumhuriyet Kuruluş yılları çok gerilerde kaldı. 1946’da çok partili sisteme geçtiğimiz den beri demokratik seçimlerle ülkeyi yöne tenler halk tarafından seçiliyor.
Demokratik yaşam zaman, zaman kesilse de, normale dönen ülkemizde demokrasiyi yaşatmak hepimizin görevidir.
Son yıllarda ülkeyi yönetenler, yıkılan Baas Rejimlerine benzer modelleri halka dayatma çabasındalar. Yapılan seçimleri yenilemek, seçim sonuçlarını beğenmemek, ülkeyi kanun hükmündeki kararnamelerle yönetmek, parlamentoyu pas geçmek, demokratik rejimlerde olmaz.
Adaletin, basının baskı altında tutulması,  siyasi partilerin ötekileştirilmesi, halk iradesinin baskı altında tutulmasıdır.
Türkiye Cumhuriyet tarihimizin en kritik ekonomik krizlerinden birini yaşarken, siyasi parti liderlerine linç girişimlerinde bulunul ması korkunç bir olaydır.
İktidar bu olaydan sorumludur.
Gerekli önlemler alınmamış, CHP Genel Başkanı ölümle burun, buruna gelmiştir.
97 yıllık cumhuriyetimiz sancılı bir dönem geçirmektedir. 
Herkes aklını başına toplamalı, ülkede barışı, kardeşliği, huzuru ve adaleti sağlamalıdır.
Son pişmanlık yarar sağlamaz.
 



Diğer Yazıları