Kendine Göstermen Gereken Şefkat “Öz Şefkat”

Durusıla Kahraman Profil Resmi
Durusıla Kahraman

Öz-Şefkat kişinin kendisine gösterdiği şefkat, kendisinin en iyi arkadaşı olması anlamına gelir. Çok yakın olduğunuz bir kişinin kötü, zor bir zamandan geçtiğini ya da bir hata yaptığını ve bunu sizinle paylaştığı bir anı düşünün. O kişiye ne söylerdiniz? En iyi arkadaşlarımıza, sevdiklerimize sevgi, empati, sabır ve anlayış gösteririz. Peki aynı davranışı kendimize gösterebiliyor muyuz?  İşte öz-şefkat kişinin kendine de sevdiği birine davrandığı şekilde davranmasıdır, yani daha anlayışlı ve sevgi dolu. Günlük hayatın birçok alanında ‘yeterince iyi’ olamadığımızı düşünürüz ve bazen ufacık bir hatamızda dahi mükemmeliyetçilik konusundaki bütün eleştirileri kendimize yaparken, yeri geldiğinde yakın çevremize bunun tam tersi şekilde davranırız. Çoğu zaman kendimize acımasızca davranan yine bizler oluyoruz. Bu durum bizi daha iyi hissetmeye değil tam tersi olumsuz düşüncelerin  çoğalmasına,başarısızlıkların artmasına ve öz güven eksikliğine neden oluyor.Son yirmi yılda yapılan bilimsel araştırmaların sonucunda kendisine anlayışlı ve şefkatli davranabilen kişilerin endişe, depresyon, stres, gelecek ve geçmiş kaygısı, mükemmeliyetçilik, utanç seviyesinde azalma görülürken; mutluluk, , öz-güven, iyimserlik, sahip olduklarına şükretme duygularında artma olduğu ortaya konmuştur. 


 

Karşılaştığımız zorlayıcı durumlar, yaşanan acılar, yapılan hatalar, yetersiz kaldığımız durumlar.. Bütün bunlar insan olmanın bir parçasıdır ve herkes bunları yaşamın bir bölümünde deneyimler.Öz-şefkat bütün bunları yok saymak ya da kendimizi gamsız, üstün görmek değildir.Yetersiz hissettiğimizde, diğer kişilerin de zaman zaman böyle hissedebileceğini kendimize hatırlatabilmemizdir. İşler zorlaştığında, başka insanların da benzer durumlardan geçtiğini hatırlamak çok önemlidir. Ve moralimiz bozukken, kendimizi eleştirip, reddetmek yerine bu hisleri kabul ederek anlamaya çalışmaktır.Böylece psikolojik olarak kendimizi daha iyi ve doğru şekilde yönlendirebiliriz.Zor bir anımızda yanımızda bize moral verebilecek, söyledikleriyle üzüntümüzü hafifletecek insanlar isteriz. İşte tam bu noktada aslında o görevi kendimiz üstlenmeliyiz.Kendimizi ne kadar çok içsel eleştiriye maruz bırakırsak, bedenimiz fizyolojik olarak bunu bir tehdit olarak algılar ve savunmaya geçer. Bu süreçte stres ve adrenalin hormonu olan kortizol salgılanması olur.Bu da kişiyi depresyona sürükler. Araştırmalara göre, şefkat gördüğümüzde kortizol düzeylerimizi düşürüyoruz, iyi hissetme hormonları olan oksitosin ve opiat salgılıyoruz.  


 

Öz-şefkat kavramını 2003 yılında Dr. Kristin Neff psikoloji literatürüne kazandırmıştır.Dr. Kristin Neff; öz şefkat, vurdumduymazlık ya da rahatına düşkünlükle karıştırılmamalıdır diyor.“Araştırmalarıma göre, insanın kendine karşı yeterince şefkatli davranmaması, vurdumduymaz olma korkusundan ileri geliyor. Birçok insan, öz eleştirinin kendilerini düzene sokacağına inanıyor. Çünkü kültürümüz bize sürekli kendi limitlerimizi zorlamamız gerektiğini söylüyor.” 

Dr. Kristin Neff’e göre öz şefkatin 3 temel bileşeni var. Bunlardan ilki “ Öz Nezaket” yani kendimize tıpkı sevdiğimiz bir yakınımıza yaklaşır gibi sevgi ve nezaketle yaklaşmak. İkinci bileşen, “Ortak İnsanlık Hissiyatı” Başımıza gelen kötü bir olayı, yaptığımız bir hatayı bu dünyada sadece bizim başımıza gelmiş gibi hissederiz. Oysa herkesin hayatının bir kısmında kötü şeyler yaşamış ve  acı çekmiştir. Öz-şefkat bu acıyı kabullenmeyi ve bizim bir parçamız olduğunu hatırlatır. Üçüncü bileşen ise “Bilinçli Farkındalık”, kendimize sorduğumuz şu an ne hissediyorum? sorusunu bize yöneltir. Bilinçli farkındalık sayesinde duygularımızı görmezden gelmeyiz, an’da kalıp o an ne hissettiğimizi biliriz ve bu şekilde öz-şefkat neye ihtiyacımız olduğunu daha kolay çözümler.  

İhtiyacınız olan şefkati kendinizden esirgemeyin.