BÜYÜK DESTAN VE GERÇEKLER

Ürer Konak Profil Resmi
Ürer Konak

Balkan Savaşı yeni bitmişti (1912-1913) Acı bir yenilgi almıştık. Ordu içindeki siyasal kadrolaşmalar (Hürriyet ve İtilafçı-İttihat ve Terakkici çekişmele ri), yetersiz ulaşım, haberleşme eksiklikleri, erzak, askerin yetersiz kılık-kıyafet noksanlıkları, ... ve diğer eksiklikler nedeniyle yenilmiştik... Balkan topraklarını yitirmiştik. Oralarda yüzlerce yıldır yaşa yan vatandaşlarımız perişan olmuş, anavatana binbir güçlük le, çok kayıplar vere rek ulaşmışlardı. Türk ulusunun ruhunda ve benliğin de derin yaralar açıl mıştı. Utanç duydu ğumuz, ders aldığımız bir savaş olmuştu. 
Türk Ulusu’nun artık can çekiştiğine inanılıyordu.. Fırsat kollayan emperya list ülkeler can çekiştiğine inanılan Türk Ulusu’nun topraklarından pay almak için fırsat kollamaktaydılar. Amaçlarına ulaşmak için aralarında anlaş tılar. Gruplar oluşturuldu. Üçlü itilaf (İngiltere-Fransa-Rusya)- Üçlü İttifak (Almanya-Avus     turya/Macaristan İmp.- Osmanlı Devle ti) Bu gruplara sonradan başka dev letlerde katıldılar. Bulgaristan-Yunanistan-İtalya gibi... 
Sonuçta 1914 yılının içinde savaş patladı. Osmanlı’da bu savaşa katılmak zorunda bırakıldı. Çok sayıda cephe lerde savaşmak zorunda kaldık... Dünya tarihinin akışının değişme sine yol açan Çanakkale Savaşları da bunlardan biridir. Çanakkale, can çekiştiği düşünülen, Türk Ulusunun askeri ve siyasal varlığını bir kez daha kanıtladığı, yurdunu savunmak için şahlanan yaralı bir ulusun, üstünlüğü tartışılmaz olan düşmanlarını yenip, onları utanca, felce uğrattığı bir savaştır. Utanç duygumuzu kesinlikle tedavi edilme sini kendine güvenini sağlamıştır. Bence en önemlisi de Türk Ulusu, dünyaya ATATÜRK gibi dahi bir lideri hediye etmiştir. 
Hiç kuşku yoktur ki; Çanakkale Savaşlarında en büyük rolü ATATÜRK oynamıştır. Elbetteki vatanları için canla rını veren diğer kahraman komutanlarımızı, Mehmetçi ğimizi de unutmuyoruz, unutmadık... 
Son yıllarda Çanakkale’yi ziyaret eden, savaş bölge sini gezen ziyaretçilerimize anlatılan masalları, uydurma öyküleri duydukça kahrolmaktayız... Sanki zaferi orada can veren vatan evlatları, subayları mız, komutanlarımız, Atatürk kazan mamış gibi anlatılmakta olaylar.... Neler anlatılmıyor ki? Düşmanın attığı top mermilerini elleriyle tuttukları söylenen “beyaz sarıklı, yeşil cübbeli evliyalar”ın masalla rı... 
Düşman uçakları bomba yağdırmak için üzerlerine geldiğinde kapkara bulutlarla bu evliya nın (!) geceyi gündüze çevirerek Türk askerini böylece koruduğu(!) palavrası... Beyaz kefenli, beyaz elbi seli, şehitlerin, evli yaların bir sis bulutu içinde düşmanın  üzerine çökerek (!) onları yok ettikleri gibi efsaneler, masallar anlatılmakta.... 
Böylece M. Kemal’in bu savaşlar daki rolü adeta yok sayılmak istenmektedir... 
Tarih gerçeklere dayanır. Belgelere, orada savaşanların tuttukları notlara, anılara dayanır. Düşmanlarımız dediğimiz insanların mektuplarına, raporlarına, yazılan onlarca kitaplara bakmak hiç mi akla gelmez? 
Ben burada sadece bir kitaptan yaptığım alıntıyı alarak gerçek neymiş göstermek istiyorum. Kitabın adı : Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer- Cepheden Meclise Büyük Önder ile 24 Yıl - Derleyen Turgut Gürer, 3. Baskı - 2007
Kitabın 138-139-140. sayfalarında geçen bir olayı Cevat Abbas şöyle anlatmakta: 
“Anafartalar muharebelerinin ilk kanlı hızının henüz sarsıntısı durmamış, yer yer zaman zaman kısa, fakat şiddetli devam ediyordu. Ağustos ayının en sıcak günlerinden birini yaşıyorduk. Abdurrahman Bayırı’ndan gözetleme dürbünüyle çevreyi gözlüyorduk. Düşmana saldıran, gücü yerinde, beyaz elbiseli askerlerin süngü savaşı yapmakta olduklarını görmüştük. Bu manzaradan ayrılan gözlerimiz pek ağır hareket eden tek tük haki (yeşil) elbiselileri görmüş ve bir aralık bu hakilileri (yeşil elbiseli düşman askeri) yok etmişlerdi” 
“Ordumuzda beyaz elbiseli kıtaların bulunmadığı herkes ce biliniyordu.... Sorulan beyaz elbiseli askerler için de, günün bunaltıcı sıcağının etkisini azaltmak amacıyla alay askerleri ceketlerini çıkarıp dinlenmekteymişler. Düşmanın ani saldırısında ceketlerini ve diğer donatımlarını giymek için harcayacaklar birkaç dakika düşmana başarı sağlayacağı kaygısıyla silah ve süngüsünü kavrayan erlerimizin misli görülmeyen bir hücumla düşman üzerine atılmış oldukları anlaşılmıştı. Gördüğümüz beyaz elbiseli askerler meğer sevgili ve kahraman Mehmetlerimizmiş. 
İşte gerçekler.... Olayı gören, savaşta bizzat Atatürk’ün yanında yer alan yaveri Cevat Abbas Gürer’in anlattık ları... Uydurma söylentilerle toprağın altında yatan binlerce şehitlerimizin anılarını da hürmetsizlik değil de nedir bu anlatılanlar? Kefensiz yatan vatan evlatlarının anılarını incitmek değil mi? 
Binlerce kefensiz yatan şehitlerin ve büyük önder, komutan Atatürk’ün yap tıklarını küçültmeye çalışmak kime ne kazandıracaktır? 
Unutulmamalıdır ki Çanakkale Destanını yaratanlar arasında en çok şehit veren il BURSA’mızdır. Genelkurmay Başkanlığının askeri kayıtlarında en çok şehit veren (1. il) olduğu yazılıdır. Belki de o beyaz elbiseli askerlerimizin arasında hemşerile rimizde vardı? Kimbilir? 
94. yılını kutladığımız büyük zaferimizin yıldönümünde bunları yazma gereğini duydum. 
Büyük Destanı yaratanların ruhları şadolsun!