Uğur Mumcular ölmez

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Dün, Türk basının duayenlerinden araştırmacı yazar Uğur Mumcu, katledilişinin 26. yıldönümünde, öldürüldüğü yerde ile sevenlerince birçok yerde anıldı.
14 Ocak 1993 günü, soğuk bir Ankara sabahında, evinden çıkıp, biraz ötede duran aracına bindikten sonra kontağı çevirince patlayan bomba ile hayatını kaybeden Uğur Mumcu, dönemini damgasını vuran, yazıları ve araştırmaları ile Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet, tarikat, siyaset ve mafya tarafından yıkılmak istendiğini her ortamda yılmadan söyledi.

Uğur Mumcu Ankara hukuk Fakülte si’ni bitirdikten sonra bir süre asistanlık yaptı.
Daha sonra Yeni Ortam Gazetesi’nde köşe yazıları yazmaya başladı. Oradan Cumhuriyet Gazetesinde 1977 yılında “Gözlem” köşesinde günlük siyasi yazılar yazdı.
Uğur Mumcu Türk gazeteciliğine araştırmacı gazeteciliği sokan ilk kişiydi. 
Altan Öymen ile Anka Ajansını kurdu ve burada yazılar yazdı.
 1975 yılında Başbakan Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in “Hayali Mobilya İhracaatı”nın izini sürdü ve bu konuda günler süren yazılar yazdı. Bunları kitaplaştırdı. 
1970’li yıllarda derin devletin it, ite kırdığı yıllardı. Sokaklar kan gölüne dönmüştü. Sağcı, solcu gençlik birbirlerini kırdırırken, birileri de silah kaçakçı lığı ve eroin kaçakçılığından köşeyi döner ken, siyaset, tarikat ve cemaat üçgeni, cumhuriyeti devirmenin hesaplarını yapıyordu. 
Glodya ise, demokrasiye ara vermek için fırsat ortalığı karıştırmaya devam ediyordu. Siyasi suikastlar, gazetecilerin öldürülmeleri hızla sürüyordu. Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Mehmet Cengiz Göral, Bahriye Üçok, sokaklarda öldürülmüştü. Mumcu, ise arı kovanına çomak soktuğundan tehdit altındaydı.
Mumcu’nun araştırmaları ve yazıları ve ard, arda geldi.
“Sakıncalı Piyade”, “Bir Pulsuz Dilek çe”, “Büyüklerimiz” kitaplarını yazdı. Papayı vurmaya yeltenen Mehmet Ali Ağ ca’nın peşine düştü, “Ağca” dosyasını açtı, O’nunla İtalya da cezaevinde görüştü.
Türkiye üzerine oyunlar oynandığını ilk görenlerdendi ve hep uyardı.
Gençlerin birbirlerini vurmamalarını, cinayetlerin sağcısının solcusunun olmayacağını yazdı.
Mumcu kendini şöyle tanımlıyordu:  
“Ben Atatürkçüyüm…. 
 Ben, cumhuriyetçiyim… 
 Ben lâikim… 
 Ben antiemperyalistim… 
 Ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım… 
Ben insan hakları savunucuyum… 
Ben, terörün karşısındayım… 
Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. 
Dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın, her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır.”
“Cemaatlere, tarikatlara giren çocuklar 30 sene sonra general olacaklar cumhuri yete karşı ayaklanacaklar. Gerçekte vicdan özgürlüğü, gerçekte demokrasi laik toplumda meydana gelir.” diyordu.
Uğur Mumcular, Mehmet Cengiz Görallar ölmüyor. 
Ancak, onları katledenler devletin sözü ne karşın bulunamıyorsa bu ayıp hepimize yeter.

 



Diğer Yazıları