Gemlik Foto

 
 
Ürer Konak
BAŞÖĞRETMEN
24 Kasim 2011, Perşembe  19:53 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 
Atatürk, meslekten bir askerdir. Askerliğin gerçekliğini, mesleğinin gereklerini hakkıyla yerine getiren, askeri zaferleri bir sanat eseri meydana getirircesine kazanan bulunmaz bir kişiliktir.... O’na asıl ün kazandıran hiç şüphesiz ki; bu askerlik yönüdür. Ancak.... O’nu dünya çapında bir büyük devlet ada mı, lider düzeyine getiren, toplumuyla olan kopmaz bağı, bilime, bilimi temel alan “eğiti me” olan derin inancıdır aynı zamanda....
1920’de, I. TBMM’si tek bir gaz lambasının aydınlığında topla nırken, salonda milletvekillerinin tümüne oturacak yer bulamazken; düşman yurdun içlerine doğru ilerlerken, başta M. Kemal ve çoğu meclis üyesi bo yunlarında padi şahın idam fermanlarıyla dolaşırlarken, yapılan ilk hükümet progra mında; halka da yalı bir eğitim-öğ retim ilkeleri saptanmış, kabul edilmiştir...
16 Temmuz 19211’de Anka ra’da ulusal eğitim programını saptamak üzere Öğretmenler Kurultayı’nı toplamıştı.
Bu tarihte, gü neyde, batıda ülke miz topraklarının büyük bölümü işgal altındaydı. 13 Temmuz’da Afyon karahisar, 17 Tem muz’da Kütahya Yunan işgaline uğramıştı... Sakarya vadisine dek sokulmuştur. Hedeflerinde Ankara vardı... İşte bu ortamda Anka ra’da toplanan “Öğretmenler Kurultayı”nın anla mı ne kadar büyük tür. Atatürk’ün savaşla-eğitimi bir arada düşündüğü nün birini diğerine tercih etmediğinin açık kanıtıdır sanı rım. Atatürk, bu kurultayı açarken şöyle diyordu:
“.... Büyük tehlikeler karşısında uyanan ulusların ne ölçüde kararlı olduklarına tarih tanıklık etmektedir. Silahla rıyla olduğu gibi, kafasıyla da savaşmak zorunluluğunda olan ulusumu zun, birincisinde gösterdiği üstün gücü ikincisinde de göstereceğinden asla kuşkum yoktur...”
“.... Bir ulusal eğitim programından söz ederken, eski devrin hurafe lerinden ve yaratı lış vasıflarımızla hiç de ilgisi olma yan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebi len bütün etkilerden tamamen uzak, ulusal karakter ve tarihimizle uygun bir kültür kastediyorum. Çünkü milletimizin dehası ve tam gelişmesi ancak, böyle bir kültür ile sağlanabilir.... Ne var ki, bu doğuştan gelen yetenekleri geliştirebilecek bilgilerle donatıl mış yurttaşlar gerekir. Bu ödev de sizlere düşü yor” diyerek eğiti min en önemli aya ğı olarak öğretmen leri görüyordu.
Yurt düşmandan kurtulduktan sonra  yaptığı devrimlerde de hep öğretmenlere güvendi. 1925 tarihinde İzmir’de “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet adını almak yeteneğini kazanamamıştır. Ona alelade bir kütle denir, millet denemez.
Bir kütle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki; bir top lumu gerçek millet haline koyarlar” diyordu.
Geçmişin hatalarını, geri kalmamı zın nedenlerini çok iyi gözlemleyen Atatürk, yeni Türk Devleti’ni kurarken eğitimi büyük bir temel kabul ede rek; devlet binasını onun üzerine oturt maya çalışmıştır.
O, bunu yaparken eğitim alanının hem felsefesini hem de uygulamasını yapmıştır.
Onun 24 Kasım 1928’de yeni harflerin öğre tilmesi sırasında kara tahtanın başına geçerek bizzat “Başöğretmenlik” yapması, eğitimin-öğretimin de ne kadar içinde olduğunun çok net bir göstergesidir.
Bu yönüyle “Başöğretmen” ünvanını almış, Türk Ulusu’nun lideri olmasının yanısıra “Başöğretmen”i de olmuştur.
“Cumhurbaş kanı olmasaydım, Milli Eğitim Bakanı olurdum” diyerek öğretmeni onurlandıran, milletvekillerinin maaşları görüşülürken, “Öğretmenin maaşından fazla olmasın” diyerek meclisi engelleyen Atatürk’ten günümüze ne kaldı acaba?
300.000 ne yakın öğretmen adayının işsiz gezdiği, okullarında öğretmen açıklarının kapatılamadığı, ıssız - bucaksız yörelerde sahipsiz bıraktığımız 2011 Türkiyesi’nde buruk bir “Öğretmenler Günü” kutluyoruz.... Ellerinizden saygıyla öperiz öğretmenim....
Bu haber 1016 kez okunmuştur.
 
Haber  Video Foto İlanlar

HIZLI MENÜ

Gemlik'te Hava
ANKARA


Gemlik Devlet Hastanesi

Yazarlar
 
1/10
ilan
ilan
Röportaj
Uzun bir aradan sonra röportaj köşe mizde yine sizlerle beraberiz. Bugün köşemize; 'Yağmur Çiselerken, ...
2